CENTRUM VOOR ISLAM IN EUROPA 

• CIE-INDEX • CIE-TEXTS • AUTHORS INDEX •

BELÇİKA OKULLARINDAKİ İSLÂM DERSLERİ VE ÖĞRETMENLERİ İLE İLGİLİ BİR ARAŞTIRMA

Doç. Dr. Mustafa TAVUKÇUOĞLU*
Selçuk Üniv., İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, KONYA  /  TÜRKİYE

 


GİRİŞ

Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarını yakından ilgilendiren sorunlardan biri de din eğitimi sorunudur. İslâm Din Eğitimi konusu, özellikle Avrupa ülkelerinde problem olarak varlığını devam ettirmekte, neredeyse halledilemeyecek bir mesele gibi gösterilmek istenmektedir. İslâm Dinini resmen kabul etmeyen ülkelerdeki okullarda din dersi olarak Hıristiyan Din Dersinin okutulmak istenmesi, Müslüman Türk aileleri için bir tedirginlik kaynağı olmuştur. İslâm Dinini kabul eden Avrupa ülkelerinde bulunan vatandaşlarımız, çocuklarına kültürel kimliklerini kazandırabilme konularında olumsuzluklar yaşamaktadırlar. Bunun başında bazı ülkelerde hiç, bazılarında ise yeterli sayıda İslam Dersi öğretmeninin bulunmayışı gelmektedir. Bu tip aileler ihtiyaçlarını gidermek için, dini eğitimlerini ya kontrolsuz bir şekilde, ya da ehil olmayan ellerden karşılamaya çalışmaktadırlar. Bundan da huzursuzluk hissetmektedirler. Daha ciddi eğitim veriliyor düşüncesiyle Kilise okullarına devam eden Müslüman Türk öğrenciler de bu okulların programlarında İslam derslerine yer verilmediğinden İslam din derslerini alamamaktadırlar.

Yurtdışında eğitim çağında bulunan Türk çocuklarının Türk Dili ve Kültürünü öğrenmeleri, ülkemiz hakkında yeterli bilgiye sahip olmaları ve Anavatanla bağlılıklarının tesis ve pekiştirilmesi amacıyla gerek Avrupa Konseyinin Göçmen İşçi Çocuklarının Eğitimlerine İlişkin Kararları çerçevesinde, gerekse yabancı ülkelerle yapılan kültür anlaşmaları sayesinde, Avrupa ülkelerinde bulunan Türk çocuklarına ve gençlerine Türkçe ve Türk Kültür Dersleri verilmektedir. Türk Kültür Dersleri ve bu çerçevede yer alan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri de okullarda çoğunlukla genel öğretim saatleri dışında Milli Eğitim Bakanlığının Türkiye’den gönderdiği öğretmenlerce, bazen de bulunulan ülkenin yetkililerince atanan Türk uyruklu eğitimciler tarafından verilmektedir.

Batı Avrupa’da din olarak İslâm’ı resmen tanıyan ve okul programlarında İslâm Din Derslerine genel öğretim saatleri içinde yer veren Belçika, iki etnik bölgeli olmasına rağmen istisna bir ülke konumundadır. Doğu Avrupa’da Avusturya, Almanya’da Bavyera eyaleti ve Hollanda’nın güney ve batısındaki bazı yerleşim birimleri de bu istisnaya dahil edilebilir. Bu istisnalar arasında 1974 yılında çıkarılan bir Kraliyet Kararnamesi ile İslâm Dinini resmen kabul eden Belçika’nın Batı Avrupa’da önemli bir yeri bulunmaktadır. Çünkü Belçika Devleti İslâm’ı tanımakla, ülkedeki Müslüman azınlığın ve çocuklarının din eğitimleri için imkan ve fırsat tanıyarak onlara maddi ve manevi destek olmaktadır. Belçika Devletinin bu desteğinden Müslümanların tam anlamıyla faydalanabilmeleri, ülkedeki Müslüman grupların bir teşkilat etrafında toplanabilmelerine bağlıdır.

Belçika’daki bu genel problemin yanında, vatandaşlarımızın ülke veya bölge genelinde çok dağınık gruplar halinde yaşamaları, karma kültür ortamlarında ve çok dinli toplumlarda serbest hayat tarzının, çocukların, gençlerin yaşayışı üzerinde yaptığı tesirler, bazı anne-babaların çocuklarının din eğitimine karşı gerekli ilgi ve özeni göstermemeleri, din eğitiminde okullarda takip edilen program ve malzemelerin yetersizliği, öğretmen sayılarının azlığı ve yetersizliği gibi faktörlerin, bu ülkede yaşayan Türk çocuklarının din eğitimleri üzerinde olumsuz tesirleri bulunmaktadır. Sıralamaya çalıştığımız bu olumsuzlukların, tasviri bir yöntemle tanınarak ortadan kaldırılması bir ihtiyaçtır. Örgün eğitim kurumları olan okullardaki İslâm Din Derslerinin, Türk öğrencilere ve diğer Müslüman azınlıkların çocuklarına daha verimli bir din eğitimi sunabilme amacını taşıyan bu araştırmamız, Belçika’da hissedilen yukarda belirttiğimiz olumsuzlukları tanımak ve mevcut uygulamaları tespit etmek için yapılmıştır. Bu amaçla 1994 yılında Belçika’da incelemelerde bulunduk. Türk ve Belçikalı yetkililerle, dernek idarecileriyle, vatandaşlarımızla ve özellikle İslâm Dersi öğretmenleriyle yaptığımız görüşmeler ve öğretmenlere uygulanan anketler neticesinde, İslâm Din Derslerinin Belçika eğitim sistemi içindeki yeri, imkanları ve sorunlarını tespit etmeye çalıştık.

Bu araştırmamız, Belçika’daki İslâm Din Eğitimi faaliyetlerine katkıda bulunabilirse görevini yapmış olacaktır. Dileğimiz bu tür araştırmaların diğer Avrupa ülkelerinde de ayrıntılı bir şekilde yapılmasıdır. Böylelikle bulgular karşılaştırılabilecek ve genellemelere gidilebilmesi mümkün olabilecektir.

Bizim bu çalışmamız  Belçika okullarındaki İslâm Din Derslerinin bugünkü durumu ve mevcut uygulamaları tanıtan bir alan araştırmasıdır. Ayrıca, bu araştırmamızda  İslâm Din Dersi öğretmenlerine uygulanan anketlerden elde edilen bulgular tablolar halinde sunulmuş ve tartışılmıştır,  çalışmamız  sonuç ve önerilerle tamamlanmıştır. Araştırmamız süresince ilgilerini içtenlikle sergileyen T.C. Brüksel Büyükelçiliği Din Hizmetleri ve Eğitim Müşavirliklerine, anketlere katılan ve tecrübelerini aktaran Türk Din Dersi öğretmenlerine, ve emeği geçenlere şükranlarımı sunarım.



 
 
BELÇİKA OKULLARINDAKİ İSLÂM DERSLERİ VE ÖĞRETMENLERİ İLE İLGİLİ BİR ARAŞTIRMA

I. ARAŞTIRMAYLA İLGİLİ YÖNTEM BİLGİLERİ

Problem: Belçika'ya çalışmak için giden Türk insanı diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi karma kültür ortamında yaşamaktadır. Bu ortam içerisinde kendi kültürel kimliklerini muhafaza edebilmek için zaman içerisinde aile yapılarına, dillerine, dinlerine, örf, âdet ve geleneklerine sahip çıkmaya devam etmektedirler. Kendi sorunlarını çözmek ve aralarında birlik temin etmek için dayanaklar aramaya koyulmuşlar, bu amaçla dernekleşme faaliyetlerine girişmişler, bunu başararak derneklerde camiler, kurslar açmışlar, çocuklarının ve kendilerinin dini ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmışlardır. İslâm inanç ve kültürünü yaşamak, korumak ve devam ettirebilmek için örgün eğitim kurumlarında kendilerine bir yer bulmaya çalışan vatandaşlarımız, 1974 yılına kadar bu hazırlık aşamasını tamamlayarak ülkedeki diğer Müslüman toplumları ile geniş bir organize (Belçika İslâm Kültür Merkezi) etrafında toplanarak din eğitimi sorunlarının giderilmesini hedeflemişlerdir. Belçika Devleti, ülkede önemli bir azınlık haline gelen Müslümanların ve çocuklarının dini ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla 1974 yılında İslâm Dinini resmen tanıdığı dinler arasına almıştır. Bu tanımaya bağlı olarak okullarda İslâm Dersleri programlara alınmış ve öğretmenleri temin edilmeye başlanmıştır. Merkezi Hükümet ile İslam Kültür Merkezi arasında 1989 yılında öğretmenlerle ilgili bir anlaşmazlık çıkınca, Belçika Hükümeti bu problemi çözebilmek için Adalet Bakanlığında bir birim oluşturmuş, bu bakanlık İslam Kültür Merkezinin öğretmenlerle ilgili yetkisini daraltmış, önceleri Akıller Konseyi (1990) ve Teknik Komite (1992), şimdilerde ise İslam Konseyi (1998) adı altında İslam Dersi öğretmenleri ile ilgili düzenlemeyi yürütmektedir1.

Belçika okullarında 1976 yılından beri programlara alınan İslâm Din Derslerinde nasıl bir din eğitimi yapılmaktadır? Bu derslerin amaçları ve ilkeleri nelerdir? Müfredat Programları, planlar, ders kitapları ve bu derslere giren öğretmenlerin eğitim durumları nedir? Bu derslerde hangi metotlar kullanılmaktadır? İlk, orta ve liselerde bu derslere giren öğretmenler pedagojik seviyeyi nasıl ayarlamaktadır? Dil problemleri var mıdır? Varsa boyutları nelerdir? Öğretmenlerin tayinini hangi kurum yapmaktadır? Öğretmenlerde aranan özellikler nelerdir? İslâm Dersi Öğretmeni yetiştiren eğitim kurumu var mıdır? Bu derslerin denetim ve kontrolleri yapılmakta mıdır? Belçika okullarındaki İslâm Derslerini düzenleme görevi verilen İslâm Kültür Merkezi'nin yetkileri nelerdir? Son yıllarda bu Merkez'in yetkileri neden kısıtlanmış veya elinden alınmıştır? Bu yetkiler hangi kurumlara verilmiştir?

Araştırmamız bu ve buna benzer soruların cevabını bulmaya çalışacaktır.

Araştırmanın Amacı ve Önemi: Araştırmanın temel amacı Belçika okullarındaki İslâm Din Dersleri ve bu derslere giren branş öğretmenlerinin mesleki, hukuki, sosyal ve kültürel yönden bugünkü durumlarını tasviri bir yaklaşımla tespit etmeye çalışmaktır. Okullarda yürütülen İslâm Din Eğitimi ve Öğretimi faaliyetlerini çeşitli yönleriyle ortaya koymak, bu ders ve öğretmenleriyle ilgili beklentiler doğrultusunda pedagojik  değerlendirmeler yaparak, mevcut durumu daha iyiye götürecek çözüm önerileri getirebilmektir. Bu temel amaca bağlı olarak, Avrupa’daki İslâm Din Dersi branş öğretmenlerinden belirli bir ülkede görev yapanlar üzerinde çok yönlü bir araştırma yapmak suretiyle sorunlarını ortaya koyabilmeyi de hedeflemektedir. Belçika Devletinin İslâm Dinini resmen tanıdığı dinler arasına alması ile, ülkedeki okullarda okutulmaya başlanan İslâm Din Derslerinin ve bu dersin öğretmenlerinin sorunları bir bütünlük arz etmektedir. Araştırmamız bu bütünlüğü tasvir ederek önemli görünen yönlerini vurgulamayı, problemlere çözüm denemeleri getirerek, sorunların çözümüne önemli katkılar sağlamayı amaçlamaktadır.

Bu araştırma Belçika'daki İslâm Din Dersi öğretmenlerinin bir kesimi üzerinde de olsa alanında yapılan ilk ayrıntılı incelemedir. Konu üzerinde kapsamlı ve iyileştirmeye yönelik araştırmaların olmayışı, böyle bir incelemenin önemini artırmakta, araştırma ihtiyacını kendiliğinden hissettirmektedir. Bu alanda kişisel yargılar yerine, uygulamaların içinde bulunan Belçika'daki İslâm Dersi Öğretmenlerinin ve ilgilenen kurum ve kuruluşların görüşlerinden hareket etmenin ayrı bir önemi ve anlamı bulunmaktadır. Konu ile ilgili eksikliklerin tespiti, aksayan yönlerin giderilmesi ve sağlıklı neticelere varılabilmesi için yeni ve çok yönlü çalışmalara ihtiyaç vardır. Böyle bir araştırma Belçika okullarındaki İslâm Derslerinin ve öğretmenlerinin hatta oradaki Türk toplumunun geleceği bakımından yeni araştırmaların yapılmasına ilgi uyandırması ve öncülük etmesi, konuya dikkatleri çekme yönünden de önem taşımaktadır. Ayrıca konu ile ilgili bazı ip uçlarının elde edilmesi, yapılacak diğer çalışmalara karşılaştırma imkanı verebilmesi ve bulguların ortaya çıkması ile, ilgili ve yetkililerin aydınlatılabileceği ve uygun tedbirler alınması bakımlarından da önemli görünmektedir. Çünkü Belçika okullarında verilecek sağlıklı bir İslâm Eğitimi, Türklerin kültürel kimliklerini kazanmalarına hatta korumalarına yardımcı olacaktır. Böyle sağlıklı bir din eğitimi verilmesi sayesinde Türkler, Belçika Kamuoyunda daha olumlu yaklaşımlara vesile olacak, farklı kültür ortamlarında kendilerine daha iyi bir yer bulacaktır. Bu bilgiler ışığında Belçika'da görev yapmak isteyenler çok önceden hazırlıklı olacaklar, dolayısıyla okullardaki Türk çocukları ve gençleri daha iyi eğitilme imkanına kavuşacaklardır. Oradaki öğrencilerimiz dejenerasyona ve erozyona uğramayacak, yeni nesiller kaybedilmemiş olacaktır.

Varsayımlar: Belçika'da öğrenim çağında bulunan Türk çocuklarının okullarda aldıkları İslâm Din derslerinin yeri, muhtevası ve bu dersin öğretmenlerinin faaliyetlerini belirlemeyi hedefleyen bu araştırma temel olarak bir takım varsayımlardan hareketle gerçekleştirilmiştir. Belirtilen bu varsayımların doğruluk dereceleri de araştırma sonunda verilmiştir. Bu çalışmanın dayandığı varsayımlar şunlardır:

1. Belçika'da İslâm Dini, Devletin resmen tanıdığı dinler arasındadır. Bu nedenle Müslümanları temsilen İslâm Kültür Merkezi adıyla bir Teşkilat bulunmakta ve İslâm cemaatlerinin en üst düzeydeki yetkili bir kuruluşu durumundadır. Bu kuruluş ülkedeki İslâm Dini ile ilgili faaliyetleri organize etmekte, okullardaki İslâm Din dersleriyle ilgili düzenlemeleri yürütmekte, İslâm Din derslerinin muhtevasını belirlemekte ve bu derslere öğretmen temin etmektedir. Belçika makamlarının İslâm'la ilgili yegane muhatabı İslâm Kültür Merkezidir.

2. İslâm Din derslerine sadece branş öğretmenleri girebilmektedir.

3. İslam Dersi öğretmenlerinden bir kısmının görev alanlarında çeşitlilikler bulunmaktadır.

4. İslâm Din dersleri için Teftiş mekanizması bulunmamaktadır.

5. Öğretmenler sınıflarda Pedagojik seviyeyi ayarlamada büyük zorluklar çekmektedir.

6. Okullardaki öğretim dili (Flamanca-Fransızca) konusunda öğretmenlerin sıkıntıları vardır.

7. Öğretmenler çeşitli İslâm ülkelerinden Belçika'ya gönderilmektedir.

8. Türkiye'den resmi olarak gönderilen din dersi öğretmenleri görev sürelerinde ve malî, hukukî konularda zaman zaman zor anlar yaşamaktadır.

9. Öğretmenler bölgelerinde daha fazla aile ziyaretlerine gitmektedirler.

10. Öğrenci ve öğretmenler için yaşadıkları toplumun ve çevrenin şartları ve imkanları dikkate alınarak hazırlanmış İslâm Din dersi kitapları bulunmamaktadır.

11. Dini Yükseköğrenim görmüş Türk öğretmenlerinin diplomalarının denkliği konusunda Belçika resmi makamları nezdinde anlaşmazlıklar mevcuttur.

12. Camilerdeki kurslara katılan öğrenciler dini bilgilerini pekiştirmektedirler.

13. Camilerdeki din görevlileri ile okullardaki din dersi öğretmenleri arasında diyalog kurma ve işbirliği yapma faaliyetleri son derece zayıftır.

14. Okullardaki İslâm din derslerine katılmayan Türk öğrenciler bulunmaktadır.

15. Okullardaki İslâm din dersleri, Türk öğrencilerin sosyalleşmesine, topluma uyum sağlamalarına ve genel eğitimlerine katkıda bulunmaktadır.


Araştırmanın Sınırları: Araştırma, Belçika'nın Valon ve Flaman bölgelerindeki okullarda Türk çocuklarına verilen İslâm Din Dersleri ve bu derslere giren Türk öğretmenlerle ilgili problemlerin tanınmasına yönelik bir alan çalışması  olup, okullarda bu derslere giren Türk öğretmenlerden örnek bir gruba uygulanan anket verileri ışığında hazırlanmış, bu araştırmadan elde edilen bilgilere dayanılarak yapılan yorum ve değerlendirmelerden oluşmuştur. Bu ülkede bulunan Türk derneklerindeki Cami görevlileri, okullardaki Türkçe branş öğretmenleri ile Fas, Tunus vb. uyruklu din dersi öğretmenleri bu alan araştırmasının sınırları dışında bırakılmıştır.

Araştırmanın Yöntemi: Araştırmaya ilk planda literatür incelemesi ve kaynak taraması ile başlanmış, az da olsa konu ile ilgili eserler ve makaleler incelemeye alınmıştır. Kaynak inceleme ve tarama faaliyetlerimiz imkanlar ölçüsünde Belçika'da da devam etmiştir. Belçika İslâm Kültür Merkezi ile Belçika Türk İslâm Diyanet Vakfı'nın kütüphaneleri de gözden geçirilmiştir. Bu incelemelerden sonra konu ile ilgili veri toplamak için Belçika'da görev yapan, İslâm Din derslerine giren Türk öğretmenleri ile ön görüşmeler yapılmış, onlardan derlenen bilgi ve belgeler dikkate alınarak anket tekniğinin kullanılmasına karar verilmiştir. Öğretmenlerle yaptığımız görüşmeler neticesinde hazırlanan anketlerin bizzat tarafımızdan deneme  mahiyetinde bir ön uygulaması yapılmış, bu ön uygulamada alınan sonuçlar incelenmiş, bazı düzeltmeler yapılarak anketlere son şekil verilmiştir. T.C. Brüksel Din Hizmetleri Müşavirliğinden gerekli izin alınarak2 anketlerin uygulaması yine tarafımızdan yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.

Kaynak taraması ile başlanılan bu araştırmaya anket tekniği ile devam edilirken, anket tekniğini zenginleştirmede ve derinlik isteyen bazı konuların ayrıntılarını ortaya koyabilmek için, anket tekniğinin yanında mülakat ve görüşme tekniklerine de yer verilmiştir. Anket tekniğinin tek taraflılığını önlemek, iskelete uygun dokuyu meydana getirebilmek amacıyla her ikisinin de yani anket ve görüşme tekniğinin birlikte kullanılması böyle araştırmaları daha sağlıklı neticelere ulaştırabilmektedir. İslâm dersi öğretmenleriyle yakından yaptığımız bu görüşmeler, anketlerle elde ettiğimiz sonuçları hem kontrol etme hem de bazı noktaları tamamlama imkanı vermiştir. Ankete katılacak olan İslâm Din dersi öğretmenleri "örnekleme" yöntemiyle belirlenmiştir. Örnekleme faaliyeti, üzerinde araştırma yapılacak olan bütün bir kitle yerine, onun özellikleri hakkında bilgi verebilecek temsili bir kümenin seçilip incelenmesine dayanır. Bu faaliyet ile elde edilen temsili kümeye örneklem denilmektedir. Araştırmamızın örneklemini T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Belçika'da görevlendirdiği iki tip öğretmen grubu (sadece okullarda öğretmen olarak görevlendirilenler, hem okulda hem de camide görevlendirilenler) ile Türkiye'yle resmi bağlantısı olmayan Türk öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu örneklemdeki öğretmenlerin seçiminde random sayıları (rasgele örnekleme) yöntemi içinde yer alan oranlı küme ve eleman örnekleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Seçilen kümenin çalışma alanını temsil etme özelliğine dikkat edilmiştir. Oranlı küme ve eleman örnekleme sistemiyle toplam 67 öğretmen seçilmiş ve bunlardan 64 ü ankete katılmıştır. Üç öğretmen anket çalışmasına katılmak istememiştir. Oranlı küme ve eleman örnekleme sisteminde "büyük örnek" yerine "iyi örnek" seçilmesi tercih edilmektedir3.

Anketlerin geri dönüş oranı %95 civarında gerçekleşmiştir. Bu tip yazışma tekniğiyle yapılan araştırmaların dönüş oranının %70-80 den aşağı düşmesi, toplanan verilerin yorumunu güçleştirir4.

Bilgi Toplama Araçları: Araştırma probleminin çözülebilmesi ve mevcut uygulamaları öğrenebilmek için ihtiyaç duyulan verilerin toplanmasında anket tekniği ve tarama yöntemi kullanılmıştır. Mevcut durumu tasvir etme ve tarama yöntemlerinde en çok kullanılan tekniklerden biri olan anket, inanışlar, düşünüşler, görüşler, öneriler ve yaşantılarla ilgili bilgilerin elde edilmesi için en uygun yol olarak nitelendirilmektedir5.

Karasar'a göre, anket tekniği yazışma tekniklerinden birisi olup, en kuvvetli yönü, uygun durumlarda geniş bir gruptan çok miktarda veriyi kısa zamanda kolayca toplama imkanına sahip olmasıdır. Bir başka kuvvetli yönü de yazışma sorularının herkese aynı şekilde sunularak bir örnekliğin sağlanmasıdır. Gizlilik garantisi daha inandırıcıdır6. Bu bakımlardan araştırmada bilgi toplama aracı olarak anket tekniği tercih edilmiş ve uygulanmıştır. Anketlerin geliştirilmesinde ve bulguların değerlendirilmesi ile önerilerin oluşturulmasında, program geliştirme, değerlendirme ve araştırma teknikleri ile ilgili kaynaklardan yararlanılmıştır.

Araştırma aracı olarak kullanılan anket  şöyle düzenlenmiştir:

Anketimiz cevaplayıcıya ait genel bir açıklama ile başlamakta, bunu İslâm Din derslerine giren öğretmenlere ait kişisel bilgileri ihtiva eden birinci bölüm izlemektedir. İkinci bölümde ise İslâm din derslerinin mevcut durumu, programları, öğretim metotları, öğretmenlerin mesleki, sosyal ve kültürel yönlerine ilişkin bilgileri toplayan sorulara yer verilmiştir. Bazı ayrıntılarla ilgili ipuçları elde edebilmek gayesiyle açık uçlu sorular da bu bölümde serpiştirilerek verilmiştir.

Verilerin Analizi ve Yorumu: Bilgi toplama araçları geri döndükten sonra tasnif edilerek değerlendirmeye hazır hale getirilmiştir. Anket formlarında yer alan her maddeye verilen cevapların frekans (sayı) ve yüzdeleri alınarak tablolaştırılmıştır.

Öğretmenlere kapalı uçlu olarak yöneltilen test maddelerinin çoğu tablo haline getirilmiştir. Her soru seçeneğine göre tablolar çıkarılmıştır. Açık uçlu sorular ise ayrıca okunup sıraya konularak değerlendirmede ve yorumlarda göz önüne alınmış, yığılmalara göre bazen de bunlar tablo halinde gösterilmiştir. Bulgularla ilgili sayısal değerler ve tablolar bu araştırmamızın sonunda topluca verilmiştir. Yorumlar ise, anketteki sıraya uygun bir şekilde öğretmenlere ait kişisel bilgiler ve İslâm din dersleriyle ilgili Pedagojik uygulamalar ve mevcut durum olarak düzenlenmiştir.

Ankete katılan öğretmenlerin sorulara verdikleri cevaplardan başka, anket kenarlarına ve boşluklara yazdıkları yazılar da okunmuş, bunlardan bazı aydınlatıcı bilgiler elde edilmiştir. Üzerinde birleşilen fikirler problemin ağırlık noktaları kabul edilerek öncelikle üzerinde durulmuştur.

Resmi Kurumlarla Görüşmeler: Araştırma konusu ile ilgili olarak bilgi ve döküman temini için T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitimi ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'nde yapılan görüşmelerden ve elde ettiğimiz dökümanlardan anlaşıldığına göre Belçika'ya M.E.B. aracılığıyla İslâm Din Dersi branş öğretmeni gönderilmediği ortaya çıkmıştır. Genel Müdürlüklerden aldığımız bilgilere göre, T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Belçika okullarındaki İslâm Din Dersleri için “öğretmen din görevlisi” statüsünde kendi personelinden dini yüksek öğrenim görmüş elemanlarını bu ülkeye gönderdiği öğrenilmiştir7Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı'nın dökümanlarından yararlanılmaya çalışılmıştır.

Ayrıca Belçika'da bulunulan süre içerisinde Brüksel Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliği ve Eğitim Müşaviri ile konu hakkında doğrudan görüşmeler yapılarak bazı dökümanlar ve arşiv bilgileri elde edilmiştir. Bu Müşavirliklerin araştırmamıza büyük ilgi gösterdikleri gözlemlenmiştir. Araştırmamıza büyük ilgi gösteren kuruluşlar arasında "Belçika Türk İslâm Öğretmenleri Derneği" ile "Belçika Türk İslâm Diyanet Vakfı"nı da zikretmek yerinde bir hareket olur.

Belçika resmi makamlarıyla da araştırma çerçevesinde görüşmeler yapılmış ve bazı dökümanlar elde edilmiştir. Belçika'da ulaşabildiğimiz resmi kuruluşlardan elde edilen materyallerden araştırmamızın seyri içinde zaman zaman faydalanılmış ve çalışmalarımıza katkı sağlamıştır.


II. ARAŞTIRMADA ELDE EDİLEN BULGULAR VE YORUM

A. İslâm Din Dersi Öğretmenlerinin Genel Nitelikleri

Belçika okullarında görev yapan ve ankete katılan Türk Öğretmenlerin büyük çoğunluğu 36-45 yaşları arasında olup, bu ülkedeki mesleki hizmetleri itibariyle 5-15 yıl arası yurtdışı mesleki kıdeme sahiptirler.

Bu öğretmenlerin büyük bir kısmı, Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çeşitli kademelerinde Müftü, Vaiz, İmam-Hatip ve Kur'an Kursu Öğretmenliği gibi görevler yapan personelden 1980'li yıllarda seçilip Belçika İslâm Kültür Merkezinin isteği üzerine resmen bu ülkeye "Öğretmen Din Görevlisi" olarak gönderilmiş olup, diğer kısmı ise, ya kendi istekleri ile doğrudan İslâm Kültür Merkezine müracaatla öğretmen olmuş veya Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki resmi görevinden ayrılarak bu ülkedeki görevine devam eden öğretmenlerdir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından sınavla seçilip gönderilen öğretmen din görevlileri en çok on yıllık bir süre için maaşsız izinli olarak bu ülkeye görevlendirilmektedirler. Nitekim öğretmenlerin görev süreleri dikkate alındığında çoğunluğunun 5-15 yıl arasında Belçika'da mesleki kıdeme sahip olduğu görülmektedir(Bkz. Tablo: 3). Bugünlerde kendileriyle görüştüğümüz Öğretmenler, 2000 yılı itibariyle T.C. Diyanet İşleri Başkanlığının Öğretmen Din Görevlisi statüsünde eleman gönderemediğini belirtmektedirler. Önceden gönderilenlerin de on yıllık (6 + 4) süreleri 1999 itibariyle dolmuş olup, sadece İslam Din Dersi Öğretmeni olarak çalıştıklarını ifade etmişlerdir.

Görev yapan öğretmenlerin hemen tamamı İslâm Dersi branş öğretmenidir. Bu durum öğretmenlerin mezun oldukları eğitim kurumlarına bakıldığında, Türkiye'de dini yükseköğrenim gördükleri kolayca anlaşılacaktır (Bkz. Tablo: 2). Türk Öğretmenlerle yaptığımız görüşmelerde, özellikle çoğunlukta olan Fas ve Tunus uyruklu İslâm Dersi öğretmenlerinin dini yüksek öğrenim görmedikleri ve öğretmenlik formasyonuna sahip olmadıkları ifade edilerek, Türk ve diğer Müslüman öğrencilerin bulunduğu okullarda İslâm Dersine giren bu öğretmenlerin öğrencilere faydalı olamadıklarını belirtmişlerdir. Fas kökenli İslam Din Dersi öğretmenleri, yetişme tarzı üniversite ortamında olmadığından, çoğunluğu pedagojik formasyondan yoksun olduklarından dolayı, eğitimde kaliteyi olumsuz yönde etkilemektedirler. Ayrıca son İslam Konseyi’nin teşekkülünde de bu durumun gündeme getirildiğini öğretmenler ifade etmişlerdir. Türk öğretmenlerinin yeterli formasyona sahip oldukları, Türkiye'de iken yaptıkları görevlerin çeşitliliğine ve dağılımlarına bakıldığında da görülecektir (Bkz. Tablo: 5).  Türklerin dışındaki İslâm Dersi Öğretmenlerinin seçiminde gerek 1980'li yıllarda Belçika İslâm Kültür Merkezi'nin gerekse son yıllarda öğretmen seçimini yapan Teknik Komite ve İslam Konseyi'nin dini yüksek öğrenim görmüş olma ve öğretmenlik formasyonuna sahip olma şartını aramayışı Belçika'da ilgili çevrelerde ve kamuoyunda çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Özellikle  Fas kökenli öğretmenlerden Pedagoji belgesinin istenmeyişi dikkate değer önemli bir noktadır. Geçmişte öğretmen tayinlerini yapan komitelerin, şimdilerde de İslam Konseyi’nin Fas kökenli öğretmenlerden Pedagojik formasyon belgesi şartını aramamaları halen tartışılmaktadır. Belçika’da İslam’la ilgili eğitim fenomeninin en üst düzeydeki yetkilisi olan Adalet Bakanlığı’nın bu politikası anlamsız bulunarak eleştirilmektedir.

Bu durum Belçika okullarındaki Hıristiyan Din Dersi öğretmenleri ile mukayese edildiğinde; İslâm Dersini veren Faslı öğretmenlerin hemen tamamının branş elemanı olsalar bile formasyon yetersizliğine karşılık, Hıristiyan Din derslerini ancak branş elemanlarının ve kiliselerden okullarda derse girebileceklerine dair belge almış olanların ders verdikleri görülür. Bu husus dikkate alınmaya değer önemli bir farklılıktır.
Bu konuda Pedagojik formasyon derslerini almış ve dini yükseköğrenim görmüş Türk öğretmenlerin, Belçika okullarında branş öğretmeni olarak görev yapmalarında birtakım sorunlarının olduğu gözlemlenmiştir. Türkiye'de Yükseköğrenim görmüş öğretmenlerin diplomaları Belçika okullarında öğretmenlik yapmaları için yeterli görülmemekte, Türk öğretmenlerin özellikle Flaman bölgesinde Pedagoji kurslarına gitmeleri zorunlu kılınmaktadır. Ancak Pedagoji Enstitülerinden belge getirebildikleri taktirde öğretmenliğe devam edebilecekleri hususu sıkça öğretmenlere bildirilmektedir. Yıllardır bu kurslara devam eden öğretmenlere rastlanabildiği gibi, bu kursları yarıda bırakanları da görmek mümkündür. Bir Türk öğretmenin diplomasının denkliği için müracaat ettiği, Belçika Flaman Bölgesi Eğitim Bakanlığı Yükseköğrenim ve Bilimsel Araştırma Bölümünün verdiği cevap, bilimsel ve objektif olmadığı gibi, denklik işlemleri için öngörülen hukuka da aykırıdır. Bu Bakanlığın Türk öğretmenine diploması ile ilgili verdiği cevabın önemli bir kısmı özetle şöyledir8:

"... Türkiye'deki Yüksek İslâm Enstitüsü veya İlâhiyat Fakültesi diplomasına denklik verilememiştir. Çünkü bu eğitim kurumları son derece konservatif, töresel, yenilikçiliğe karşı, anti-modern İslâm'la ilgili düşünceler üreten, Arap ve İslâm bilimleri okutan bir merkezdir ki, bu düşünceler batının laik zihniyet ve değerlerine aykırıdır. Eğitim süreci net ve bilimsel değildir. Verilen eğitimin ana gayesi, sadece ideolojik eğitim almış fanatik İslâm öğretmeni yetiştiren bir kurumdur... Şimdi siz Louvain'deki Katolik Üniversitesine giderek diplomanızdaki eksikliklerinizi başarmanız şartıyla beklediğiniz denkliği elde edebilirsiniz."
Valon Bölgesinde böyle bir sıkıntı bulunmamasına karşılık, Belçika Flaman Eğitim Bakanlığı'nın bu cevabı Türk yetkili makamlarının incelemeye alıp almadıkları net olarak bilinmemektedir. Ancak bugüne kadar meseleye bir açıklık kazandırılamamış, dolayısıyla Türk öğretmenler bir bekleyiş içine girmişlerdir. Bu denklik işlemi yapılamadığından dolayı Türk öğretmenler kendilerine Geçici öğretmen maaşı ödendiğini ifade etmektedirler. Öğretmenlerin büyük bir kısmı, aylık gelirlerinin yeterli olduğunu belirtirken, bir kısmı da kısmen yeterli olduğunu söylemektedir (Bkz. Tablo: 6). Geçici (Tamporer) öğretmen statüsünde çalıştıklarından dolayı da her yıl Temmuz ve Ağustos aylarında maaşlarını alamadıklarını; Eylül ayında yeniden sözleşme yaptıklarını anket kenarlarına yazarak belirtmişlerdir. Aylıklarını kısmen yeterli bulan öğretmenler, bu ayrıntıdan dolayı "kısmen" ifadesini kullanmışlardır.

Yukarıdaki Flaman Eğitim Bakanlığının verdiği cevap ve denklik işlemiyle ilgili meselede, Brüksel Büyükelçiliği Eğitim ve Din Hizmetleri Müşavirlikleri, konunun takipçisi olduklarını yaptığımız görüşmelerde ifade etmişler, fakat şu kaygılarını da belirtmişlerdir:

 "Devletimiz Belçika Hükümeti ile bir kültür protokolu yapmıştır. Bu protokolün içinde denklik işlemleri de vardır. Ancak Belçika'nın idari mekanizması iki bölgeli bir sistemle yürütülmektedir. Belçika'nın Valon ve Flaman bölgelerindeki Eğitim Bakanlıkları, Türkiye'nin Belçika Hükümeti ile yapmış olduğu kültür protokolünü kendileriyle de yapmasını istemektedirler. Müşavirliklerimizin genel kanaati şudur: Bir devlet diğer bir devletle bir defa protokol anlaşması yapar, bunun ayrıntıları vardır, hepsi bu protokole dahildir. Türkiye'de liseden mezun olan gençlerimiz Belçika'da yükseköğrenime devam edebilmektedir, burada master ve doktora yapan genç bilim adamlarımız var, hatta açık öğretimden gelen öğrencilerimiz de var. Bunların hepsi bu protokol sayesinde burada tahsil ve denklik işlemlerini yapabilmektedirler. İslâm Dersi Öğretmenleri ile ilgili denklik işlemlerini neden zora sürdüklerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Konuyu yakinen izliyoruz. Ancak T.C. Milli Eğitim Bakanlığı ve Dış İşleri Bakanlıklarımızın üst düzey yöneticilerinin bu konuda yakın temaslar içine girmesini de bekliyoruz."
Belçika okullarındaki Hıristiyan ve Yahudi Din Dersi Öğretmenlerinin kadrolu öğretmen olarak çalışmalarına karşılık, İslâm Dersi öğretmenlerinin stajyer öğretmen bile olamadıkları (stajyer öğretmen, kadroya geçmeye aday öğretmendir), Tamporer (Geçici) öğretmen statüsünde olmaları, dikkate alınmaya değer bir diğer farklılıktır. Türk öğretmenler, okul idarelerinin İslâm Dersi öğretmenlerine Geçici statüde de olsa sahip çıktıklarından dolayı yıllardır Belçika'da bu statüde çalıştıklarını, Eğitim Bakanlığının İslâm Din Dersi Öğretmenleri ile ilgili bu konuda bir karar alması gerektiğini belirtmektedirler.

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla resmen görevlendirilen öğretmen din görevlileri, Türk çocuklarına kültürel ve dini kimliklerini kazandırabilmek için hizmet amacıyla kendilerine sağlanan maaşsız izin verilmesini bir imkan olarak değerlendirirlerken, Türkiye bütçesine mali yönden bir külfet yüklemediklerini, ancak Türkiye'ye döndüklerinde emeklilik işlemlerinde ciddi sıkıntılar yaşadıklarını yaptığımız görüşmelerde sıkça dile getirmişlerdir.

Üç ayrı dilin konuşulduğu Belçika'nın iki bölgeli bir yapıya sahip olmasından dolayı okullardaki öğretim dilini öğretmenlerin bilmeleri, bu ülkenin bazı kültürel değerlerinden haberdar olmaları, başarıları için gerekli ön şartlardandır. Anketimize katılan öğretmenler, bulundukları bölgelerde konuşulan Flamanca veya Fransızca'yı istenilen düzeyde öğrenemediklerini, öğrenebilenlerin de kendilerini yeterli görmediklerini belirtmektedirler. Öğretmenlerin ülkedeki öğretim dili olan Flamanca ve Fransızca dil bilme seviyelerinin "orta" düzeyde seyrettiği görülmektedir. İkinci sırayı ise "iyi" derecede dil bildiğini belirten öğretmenler almaktadır (Bkz. Tablo: 4). Fransızca bilen öğretmenlerden bazıları Türkiye'de iken kurslara katıldıklarını, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1980'li yıllarda açmış olduğu uzun süreli Yabancı dil kurslarından son derece yararlandıklarını ifade etmişlerdir. Bu sayede Belçika'da katıldıkları Fransızca kurslarında fazla zorlanmadıklarını belirtmişlerdir.

Flaman bölgesinde görev yapan öğretmenlerin bu ülkede Flamanca dil kurslarına katılmaları sayesinde "orta" ve "iyi" derecede bu dili öğrendikleri anlaşılmaktadır. Çünkü Flaman Eğitim Bakanlığı İslâm Dersi Öğretmenlerinin Pedagojik formasyon ve Flamanca dil kurslarına katılmalarını mecburi tutmaktadır. Belçika yasalarına göre okullarda öğretim dili ya Fransızca veya Flamanca'dır. Valon bölgesindeki okullarda Fransızca, Flaman bölgesindeki okullarda Flamanca öğretim dili olarak kabul edildiğinden, bu okullarda görev yapan veya görev alacak öğretmenler bu dilleri bilmek mecburiyetindedirler. Çünkü İslâm Derslerinin de Fransızca veya Flamanca anlatılması gerekmektedir. Flaman bölgesinde, Valon bölgesine nazaran İslâm Dersi öğretmeni sayısı daha fazladır. Öğretmenlerin bu lisanları istenilen düzeyde bilmemeleri, onların bazen okul idaresiyle bazen de diğer öğretmenlerle, bu arada Hıristiyan Katolik Din Dersi öğretmenleriyle hatta yerel yönetimlerle iyi diyalog kuramamaları sonucunu doğurmakta, bu ise onların başarılarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Ankete katılan öğretmenlerden Belçika'da yüksek lisans veya doktora eğitimi yapana rastlanmamıştır. Ancak bazı öğretmenler 10 civarında Türk meslektaşının Şarkiyat bölümlerinde Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini devam ettirdiklerini yazarak belirtmişlerdir. İslâm Dersine giren Türk öğretmenlerin hemen tamamına yakını eşleriyle beraber Belçika'da ikamet etmektedirler. Bunlardan bir kısmının çocukları Belçika'da ilk, orta, lise, meslek okulu ve Yükseköğrenime devam etmekte diğer bir kısmının çocukları ise Türkiye'deki okullarda öğrenimlerini sürdürmektedirler. Öğretmenler boş zamanlarında Pedagoji kurslarına gittiklerini, yaz tatillerinde ise Türkiye'ye seyahat ettiklerini, derslerle ilgili konularda malzeme ve materyal toplamaya çalıştıklarını ifade etmişlerdir.


B. İslâm Din Dersleri ve Pedagojik Uygulamalar

B.1. İslâm Din Derslerinin Okullardaki Statüsü

İslâm Din Derslerinin okuldaki konumunu belirleyebilmek için anketlerde öğretmenlere yönelttiğimiz sorulardan alınan cevaplar tablo halinde gösterilmiştir (Bkz. Tablo: 7). Ankete katılan öğretmenlerin tamamı, İslâm Din Derslerinin okulların her kademesinde genel öğretim saatleri içinde programlandığını, ilkokul birinci sınıftan lise bitimine kadar haftada ikişer saat olarak verildiğini belirtmişlerdir.

Okul idareleri dönem başında öğrenci velilerine gönderdiği formlarda, öğrencilerin hangi din derslerini (İslam-Katolik-Moral-Yahudi) alacaklarıyla ilgili bir form göndermektedir. Müslüman anne-babalar ders yılı başında okul müdürlüklerine bu form ile müracaat ederek, çocuklarının İslâm Din Dersi alacaklarını bildirmeleri üzerine okul idaresi, Müslüman bir öğretmeni bu dersler için temin etmekle yükümlüdür. Belçika okul yasalarına göre, okul idaresi böyle bir öğretmeni temin edemez ise, veliler aracılığı ile bu öğretmeni bulmak zorundadır, yani velilerin, bu işe liyakatlı birini biliyorlarsa okul idaresine bu kimseyi önerip öğretmen olarak tayin ettirebilme imkanına sahip olduğunu, öğretmenlerle yaptığımız görüşmelerden öğreniyoruz. Ancak şimdiye kadar, önceleri Belçika İslâm Kültür Merkezi, sonraları Teknik Komite, şimdilerde ise İslam Konseyi öğretmen ihtiyacını normalde karşıladığı için yukarıda anlattığımız şekildeki  bir uygulamaya rastlamadıklarını ifade etmişlerdir.

Müslüman öğrenciler için İslâm Dersleri okullarda 1978 yılından beri resmen ve fiilen verilmektedir. Sadece Katolik okullarında bu dersler bulunmamaktaydı, ama öğrencilerin %40'ından fazlası Müslüman çocuklardan oluşursa, bu takdirde İslâm Din Derslerini programa koymak mümkün olabilmekteydi9. Katolik okullarındaki bu uygulamaya 1999 sonuna kadar istisna olarak devam edildi. Katolik okullarının mevzuatında böyle bir ayrıcalık ya da istisnai uygulama olmamakla birlikte, okullar öğrenci sayısıyla orantılı olarak Belçika Devleti’nden mali destek aldığından okul idarecilerinin insiyatifiyle İslam derslerine programlarında yer vermişlerdi. Ancak 1999 yıl sonu itibariyle Katolik okulların mevzuatına uyularak bu okulların programlarına İslam Din derslerini alamayacaklarını, Yetkililer İslam dersi öğretmenlerine açıklamışlardır. Belçika devleti resmen tanıdığı dinlerin, okullarda eğitiminin verilmesini de kabul ettiği için, genel anlamda din eğitimine devlet olarak %100 destek vermekte ve mali giderlerini karşılamaktadır10. İslâm Dini de resmen tanınan dinlerden olduğu için okullarda programlara bu dinin eğitimi için dersler konmakta, araç-gereç, öğretmen temini ve buna bağlı olarak maddi finansmanını Belçika Devleti ödemektedir. Avrupa'da İslâm'ı din olarak resmen tanıyan Avusturya ve Belçika'da ilkokul birinci sınıftan itibaren haftada iki saat verilmeye başlanan İslâm Din Dersleri, İslâm'ı din olarak resmen tanımayan Almanya ve Hollanda'nın bazı eyaletlerinde Türk öğrencilerin gittikleri ilkokullarda da birinci sınıftan itibaren okutulabilmektedir11. Ancak Almanya'da din dersleri branş dersi olduğu halde, Almanya'nın İslâm'ı din olarak resmen tanımamasından ve muhatap probleminden dolayı İslâm din dersi branş öğretmeni okullarda bulunmamaktadır. Son yıllarda Nordrhein-Westfalen eyaletinde bulunan Soest şehrindeki Landesınstitut'un hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim kursları aracılığıyla İslâm din dersi branş öğretmeni temin etme ve din dersi kitapları hazırlama çalışmaları gözlemlenmektedir12.

Belçika yasalarına göre ilkokul birinci sınıftan itibaren İslâm derslerine okul programlarında yer verilmesini din eğitimi açısından değerlendirdiğimizde, "Eğitimde bütünlük" ilkesine önem verildiğini, yasal düzenlemelerin böyle imkanlar sağladığını belirtmekte yarar vardır. Çünkü öğrencilerde şahsiyet gelişiminin en önemli yılları kabul edilen bu dönemlerde din eğitiminin önemi inkar edilemez bir gerçek olarak görülmelidir. Aynı zamanda bu ilke, dengeli bir şahsiyet gelişimine ve öğrencilerin kültürel kimlik kazanmalarına en büyük desteği vermektedir. Bu bakımdan Belçika okullarındaki İslâm Din Derslerinin bugünkü konumu, öğrenciler açısından düşünüldüğünde büyük bir imkan olarak nitelenmeli, öğretmenler de bu imkanı yerli yerince değerlendirebilmelidirler.
 

B.2. İslâm Din Derslerinin Amaçları

Belçika okullarındaki İslâm Derslerinin genel amaçları ile ilgili düzenleme 1980'li yıllarda İslâm Kültür Merkezindeki İslâm Öğretimi Genel Sekreterliğince yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre, okullarda ve eğitim kurumlarında İslâm Din Derslerinin genel amaçları şöyle belirlenmiştir13İslâm'ı yaymanın yüce bir gaye olduğu ortaya konmakla Müslüman çocukların dini ve kültürel kimliklerini kendilerine öğretmek, İslâm'la mücadele eden batıl akımlar karşısında Müslüman çocukları kaybetmemek, onları İslâm inanç ve kültürüyle yetiştirmek, bu değerleri korumak ve geliştirmek için okullardaki İslâm Öğretiminde şu amaçlar göz önünde bulundurulur:

-  Müslüman kimliği ile okullarda İslâm inanç ve kültürünü yaşamak, İslâmî kuralların ve hükümlerinin öğrencilerin zihinlerine ve kalplerine yerleşmesini sağlamak, bunun öğretimini yapmak.

-  Kur'an-ı Kerim'den kısa sureler ve bazı ayetlerin okunmasını, ezberlenmesini ve anlamlarını, bazı hadislerin açıklamalarını ve bunlardan alınacak mesajların öğrencilere kavratılmasını temin etmek.

- Çocukların seviyelerine uygun İslâm Kültüründen bazı bölümler sunmak (Arapça, Hz. Muhammed'in hayatı, İslâm tarihinden önemli pasajlar, İslâm kahramanlarının hayatı vb.).

- Çocukları İslâm Ahlakı ve âdabı üzere yetiştirmek, eğitim ve sosyal konularda öğrencilerin karşılaştıkları problemleri çözmek için okul içinde ve dışında onlara yardımcı olmak.


İslâm Din Derslerinin genel amaçlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, öğretmenlere anketler aracılığıyla yöneltilen sorularla belirlenmiştir. Ankete katılan öğretmenlerden alınan cevaplara bakıldığında, "evet" bu amaçlar gerçekleşiyor diyenlerin oranı ortalama %70 civarında, "kısmen" gerçekleşiyor seçeneğini belirtenler ise ortalama %28 oranındadır. "Hayır" gerçekleşmiyor diyenlerin oranı ise çok az bulunmuştur (bkz. Tablo: 8). Öğretmenlerden bazıları "kısmen" gerçekleşmekte seçeneğini belirtirlerken birkaç noktada yazılı olarak görüş bildirmişlerdir. Ortaokul ve lisede daha önce hiç din dersi görmeyen veya din dersi öğretmeni olmayan bir bölgeden gelen öğrencilerin bulunmasından dolayı veya öğrencinin ailesinden destek gelmemesi ve çevrenin olumsuz etkileri altında kalması neticesinde, öğretmenler bu sonuçla karşılaştıklarını ifade etmektedirler. Yine öğretmenler bu sonuca rağmen iman, ibadet, ahlak konularına ait bilgileri sadece öğretme ile yetinmediklerini, bu bilgileri davranışlarına yansıtmaları konusunda sıkça uyarılarda bulunduklarını belirtmişlerdir.

Tablo 8 in incelenmesinde de görüleceği gibi öğretmenler en çok, İslâm'ın hukuk ve toplum kuralları, yabancı bir çevrede bulunmalarından dolayı bir Müslümanın günlük yaşantıları ve yaşam tarzı ile dini eğitim-öğretimin bilimsel olarak yapılması noktalarında büyük zorluklar yaşadıklarını vurgulamaktadırlar. Bu güçlüklerine rağmen İslâm Derslerinin okullarda öğrencilere, hatta ailelerine davranış kazandırmada etkili ve faydalı olduğu, amaçlara kısmen de olsa ulaşılabildiği sonucu çıkarılmaktadır. Davranış değişikliğinin ideal seviyede seyredebilmesi için okul, öğrenci, aile ve çevre üçlüsünün birbirini tamamlaması gerekmektedir.

Belçika İslâm Kültür Merkezince yukarda belirlenmiş amaçlar topluluğu ve öğretmenlerin bu konuda verdikleri cevaplar dikkatle incelendiğinde, amaçların yeterince davranış değişikliğine yönelik yorumlanmadığı, bu amaçların hangi ilkeler doğrultusunda gerçekleştirilebileceği konularında açıklık bulunmamaktadır. Nitekim öğretmenlerle yapılan görüşmelerde, özellikle ilkokullarda bu dersin amaçları ve ilkeleri nedir? sorusuna öğretmenlerden alınan cevaplarda çeşitli noktalara da temas edilmiştir. Bunlar özetle:

-  Öğrencilere Allah'a imanı ve İslâm'ın şartlarını öğretmek.

-  Onları Helal ve Haram kavramları ve muhtevaları hakkında bilgilendirmek.

-  Öğrenciler gayr-i müslim bir çevrede yaşadıklarından dolayı, çevreden yanlış bilgiler öğreniyor, bu bilgileri okula ve sınıfa getiriyor, okuldaki derslerimizde doğru ve sağlıklı bilgiler vermeye çalışıyoruz.

-  Bu derslerin amacı öğrencilerin İslâm kültürüne göre iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamak olmasına rağmen, biz bunu başaramadığımızı düşünüyoruz.

-  Öğrencilere İslâm'dan başka dinlerin de olduğunu bunu çevrelerinde rahatlıkla gözlemlediklerini belirtmek onları diğer dinler hakkında da bilgi sahibi yapmak.

-  Öğrencilerde hoşgörü ve yardımseverlik duygularını geliştirmek, kendisi gibi inanmayan ve davranmayan kimselere de saygı göstermek.
-  Çocuklara dini, aksesuar bir bilgi olarak öğretmekten çok, anlatabilmek, kavratabilmek ve bu bilgilerini davranışlarına yansıtmasını temin etmek önemlidir.


Öğretmenlerin bu görüşlerinden hareketle İslâm Din Derslerinin amaçlarını ve ilkelerini daha belirgin hale getirmek mümkündür. Belçika okullarındaki İslâm Derslerinin genel amacı "Öğrencilerin din hakkında düşünme kabiliyetlerinin geliştirilmesine, İslâm Dinini anlamasına ve yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirilmesine yardımcı olmak, hayat boyu devam edecek bir faaliyetin temellerini okullarda oluşturmak"şeklinde özetlenebilir. Bu amaçlara ulaşabilmek için uyulması gereken ilkeler ise şöyle sıralanabilir:

Bu derslerde İslâm'la ilgili bilgilerin öğrencilerin zihinlerine yığılması yerine, bu bilgileri hayata geçirecek davranışları kazandırmaya yönelik öğrencilerin soru sormalarına imkan ve fırsat tanımak; öğretim ilkelerini uygulamak; muhakeme güçlerini geliştirmek; bazı dini pratikleri öğretmek ve ilgili ezberleri yaptırmak; öğrencilerin zihinlerini ve duygularını bilinçli olarak eğitmek; inanç ve davranış bütünlüğünü sergilemenin şahsiyet gelişimine olan katkısını artırmak; öğrencileri okulda iken dini milli ve ahlaki değerleri öğrenmeye ve bunları yaşamaya hazır hale getirmek; bu dersleri hep öğretmenin konuları anlatması ve bildirmesi, öğrencilerin de ezberlemesi gibi dar bir alana sıkıştırmamak; Kur'an ve Hadis öğretiminde, onların anlamlandırılmasına özel bir itina göstermek, yeri geldikçe Kur'an ve Hadislerde geçen kıssalardan yararlanmaktır.

Bu ilkelerin İslâm Din Derslerinde, kazanılacak olan bilgilerin alışkanlıkların ve davranışların sadece okul başarısı yönünden değil, dengeli bir kişilik geliştirmeye yardımcı olması14 bakımından da hayatın bütünlüğü içinde önemli bir yeri vardır. Dinin öğrencilere duygu, bilgi ve fikir olarak uygun seviyede verilebilmesi lazımdır. Böyle olduğu takdirde din eğitimi değerleri öğrencilerin ruhlarına sarsılmıyacak sağlamlıkta yerleştirilebilir ve onu zararlı akımlara karşı koruyabilir15Bu durum özellikle çok kültürlü ve karma kültür ortamının yaşandığı toplumlarda vazgeçilmez bir ilke olarak görülmelidir. Belirttiğimiz genel amaç doğrultusunda hazırlanacak özel amaçlar ve ilkeler, öğrencilerin yaş gruplarına göre uyarlanarak uygulamaya konulduğu takdirde, hem bilimsel olarak dini eğitim ve öğretim yapılabileceği, hem de bu derslerden beklenen verimin alınabileceği sonucuna varmak hiç de zor olmıyacaktır.

Bu değerlendirmelerden sonra 1980'li yıllarda Belçika İslâm Kültür Merkezince belirlenmiş olan Okullardaki İslâm Derslerinin amaçlarının daha da iyileştirmeye ihtiyacı olduğu, özellikle bu amaçlara ulaşılabilmesi için izlenmesi gereken ilkelerin zenginleştirilmesi konusunda, halen görev yapan tecrübeli öğretmenlerin bir komisyon oluşturarak bir araya gelmeleri, bu hususlarda çalışmalar yapmaları ve işbirliği içinde olmaları gerekmektedir. Çünkü bir programın en önemli ayağı amaçlar ve ilkelerdir. Sonraki unsurlar bunun üzerine bina edileceği için bu ayağın çok sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Bunun yanında uygun düşen diğer bir eğitici davranış da, özgürlük adına geleneklerden veya geleneklere bağlılık hatırına bilimsel gelişmelerden uzak durmak değil, insanlara ait olan her iki özelliği de sürekli göz önünde tutarak geçmiş ile halin birbirini tamamlıyacak şekilde yan yana bulundurulmasına özen göstermektir16. Geleneksel anlayış ile bilimsel veriler tahlil edilerek, bilimsel ağırlığı olan ve bugünün ihtiyacını karşılayabilecek denemeler gerçekleştirilmelidir.
 

B.3. Öğretim Programları ve Ders Kitapları

Belçika'da 1978 yılında okul programlarına İslâm Din Derslerinin konulmasıyla birlikte bu derslere girmeye başlayan öğretmenler ilk yıllarda belirli bir programı takip etmemişlerdir. 1980'li yıllarda Belçika İslâm Kültür Merkezinde İslâm Dersleri Öğretimi Genel Sekreterliği kurulmuş, bu sekreterlik öğretmenlere bir program hazırlamıştır. Ancak bu programda tüm öğretim kademeleri ve konuları için özel amaçlar belirlenmemiştir. Sadece konuların isimlerinin belirlendiği bu program ilk ve ortaokul için Arapça olarak hazırlanmış17daha sonra biraz geliştirilerek öğretim kademelerinin tümünü (İlk-Orta-Liseyi) içine almıştır. İlkokul birinci sınıftan itibaren haftada ikişer saat olarak okutulan İslâm Din Derslerine ait program, zaman içinde geliştirme çabaları sonucu 1986-87 Öğretim yılında Flamanca ve Fransızca olarak da hazırlanarak bölgelerde görevli öğretmenlere dağıtılmıştır18.

Programlarda konular genel isimleriyle ve bazı ayrıntıları alt başlıklar halinde verilmeye çalışılmıştır. Bu konuların, çocukların seviyesinde işlenilmesi keyfiyeti öğretmenlere bırakılmıştır. İman, İbadet, Kur'an, Ahlak ve Siyer gibi ana başlıkları taşıyan programlara uygun tam tekmil ders kitabı geliştirilmiş değildir. Öğretmenler kendi gayretleriyle bu temaları geliştirmeye çalışmaktadırlar. Son zamanlarda (1998-1999 öğretim yılında) ders kitabı alanında hissettikleri bu boşluğu doldurmak için öğretmenlerden oluşan komisyonlar, çerçeve programa bağlı kalarak pedagojik ilkelere uygun Türkçe ders kitapları da hazırlamışlardır. Bu kitaplar T.C. Brüksel Din Hizmetleri Müşavirliğinin öncülüğünde bastırılmıştır. Ancak batıdaki pedagojik kurallar gereği bu kitaplara ait öğretmenlerin el kitapları, çalıştırma kitapçıkları henüz hazırlanmamıştır.

Burada örnek olarak Belçika ilkokullarında İslâm Din Dersleri için İslâm Kültür Merkezi tarafından hazırlanan ve Valon bölgesinde uygulanan programı vermek istiyoruz.

İlkokullardaki İslâm Din Dersleri Müfredat Programları20

I. Sınıf

A. İMAN

1. Allah, iman, inanç kavramları
2. Kelime-i Şehadetin birinci bölümü
3. Hz. Muhammed S.A.V.'mi tanıma
4. Şehadetin ikinci bölümü
5. Kur'an'ın tanıtımı
6. Din ve İslâm kavramları


B. İBADET

1. İslâm'ın şartlarına giriş
2. Şehadet ve tanıtımı
3. Namaz nedir? şartları


C. AHLAK

1. Okulların açılması
2. İslâm Dersinin tanıtımı
3. Okuldaki kurallara uyma
4. Öğrenciler kardeştir
5. Öğrencilerle geçinme
6. Sınıfın en iyi öğrencisi olma
7. Okula zamanında gelme
8. Ödevleri zamanında yapma
9. İtaat ve Saygı
10. Sakatlara, büyüklere, öğretmenlere ve komşulara saygı
11. Gürültü yapmamak
12. Komşulara yardım
13. Camiye Kur'an'a aileye hürmet
14. Müslüman çocuğun dışarıdaki (çarşı, pazar, sokak) davranışları
15. Yemekte dikkat edilmesi gereken hususiyetler
16. Ailede yapması gereken davranışlar


D. SİYER

1. Hz. Peygamber'in Vahiyden önceki hayatı
2. Peygamberin doğumu
3. Süt Anneye verilmesi
4. Annesinin ölümü
5. Hz. Hatice ile evlenmesi
6. İlk vahiy ve Peygamber oluşu


II. Sınıf

A. İMAN

1. Allah'a iman ne demektir? imanın şartları
2. Kur'an ve kısa sureler


B. İBADET

1. Birinci sınıf programının gözden geçirilmesi
2. Şehadetin tekrarı
3. Namaz nedir?
4. Allah'a dua ve ibadet
5. Oruç, Hac


C. AHLAK

1. İlkokul birinci sınıf konularının tekrarı


D. SİYER

1. Birinci sınıftaki konuların tekrarı
2. Hz. Peygamberin 9-25 yaş arası hayatı
3. 40 yaşına doğru hayatı


III ve IV. Sınıflar

A. İMAN

1. Bir ve ikinci sınıf programının gözden geçirilmesi
2. Allah'ın Sıfatlarına giriş
3. Aklın önemi
4. Allah'ın varlığının akıl yoluyla ispatı
5. Kainatın yaratılışı ve ilk yaratılanlar
6. İnsanlar ibadet etmeleri için yaratıldı, ilgili ayetler
7. Din Kavramı
8. İmanın esasları
9. Kur'an'ın evrensel oluşu
10. Görünen ve görünmeyen yaratıklar
11. Allah'ın eskimeyen, değiştirilemeyen son mesajı Kur'an


B. İBADET

1. Bir ve ikinci sınıf konularının tekrarı
2. İslâm'ın beş şartı
3. Namaz nasıl kılınır?
4. Hicri Takvim


C. AHLAK

1. Okulların açılışı
2. Okuldaki arkadaşlarla geçinme
3. İslâm'da sulh ve barış kavramları
4. Sınıfta disiplin
5. Dış görünüşe özen göstermek ve düzenli olmak
6. Okul çantasını düzgün tutma ve taşıma
7. Çevreyi ve tabiatı korumak
8. Yolda, çarşı ve pazarda terbiyeli olma
9. Anne-babaya itaat
10. Aile fertleri arasındaki bağları koruma
11. İyi niyetli olma
12. Zekat ve çeşitleri, nasıl verilir
13. İnsanlarla tanışma usulleri
14. Doğruyu söylemek, yalandan kaçınmak


D. SİYER

1. Hz. Muhammed S.A.V.'den önceki Peygamberler
2. Peygamberler tarihi
3. Hz. Muhammed'in Peygamberlikten önceki hayatı
4. Peygamberin doğumundaki harikulade olaylar
5. Peygamberin doğumundan önceki olaylar, fil hadisesi
6. Doğumu, Çocukluğu, Gençliği
7. Peygamber olduktan sonraki hayatı
8. İslâm'a davet ve ilk Müslümanlar
9. Peygamberin görevleri, Taif yolculuğu
10. Hicret olayı


V. ve VI. Sınıflar

A. İMAN

1. İslâm'ı tanımlamak ve Müslüman olmak ne demektir
2. İmanın ve İslâm'ın şartlarını hatırlatmak
3. Kur'an tanıtımına devam edilecek


B. İBADET

1. Namazın içindeki ve dışındaki şartları
2. Temizlik ve Abdest
3. Kimler Namaz kılmakla yükümlü
4. Fatiha, İhlas, Kevser, Nasr ve Nâs sureleri
5. Oruç, Hac ve Zekat
C. AHLAK
1. Sosyal münasebetler
2. Aile, komşu ve akraba ilişkileri
3. Aile ve toplumda yardımlaşma, dayanışma
4. İyi komşuluk kuralları
5. Sağlığı ve bedeni korumak
6. Spor ve Önemi
7. İnsan vücudunun ihtiyaçları
8. Çevreyi ve tabiatı koruma
9. Niçin tatil yapıyoruz?
10. Tatilden nasıl istifade etmeliyiz?
D. SİYER
1. Peygamberler tarihinin tekrarı
2. Yakup, Yusuf ve İsa Peygamberler
3. İslâm'dan önceki insanların ahlakları, dinleri
4. Şirk ne demektir? Puta tapmak nedir?
5. İslâm'dan önce kabileler arası savaşlar
6. İslâm'dan önce kadınların durumu
7. Hz. Muhammed S.A.V.'nin sülalesi ve nesebi
8. Peygamberlikden önceki ve sonraki hayatı
9. İlk Vahiy, İslâm'a davet
10. Annesi, babası ve Amcasının vefatı
11. Peygamberin krallara gönderdiği mektuplar
12. İslâmî Kanunlar ve düzenlemeler, kurallar
13. Hz. Peygamberin Adaleti
14. Hacerü'l-Esved Olayı
15. Hicret ve Veda Haccı


Belçika ilkokullarındaki İslâm Din Derslerine ait bu programda Kur'anın tanıtımına ve kısa surelerin belletilmesine ayrı bir önem verildiği, ilkokul birinci sınıftan itibaren tüm sınıflara ait müfredatta iman konusu işlenirken Kur'an öğretimine özen gösterildiği anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin ellerinde bulunan programlarda "Kur'an'ı yüzünden okumayı öğretme" ünitesinin yer alması (Bkz. Tablo: 9) önemli bir bulgu olarak göze çarpmaktadır. Öğretmenlerden pek çoğu, Okuldaki İslâm Din Derslerinde bu üniteyi rahatlıkla işlediklerini ifade etmişlerdir. Okulda bu üniteyi işleyemediğini belirten öğretmenler, bölgelerindeki cami kurslarında Kur'an öğretimini yaptıklarını anketlere yazarak bildirmişlerdir. Anketlerin tetkikinde bu öğretmenlerin, bulundukları bölgedeki camide hem din görevlisi olarak çalışan hem de oradaki ilkokullarda İslâm Din Dersi öğretmenliği yapan eğitimciler  olduğu tespit edilmiştir. Nitekim Tablo 10'un seçenekleri incelendiğinde bu yapı göze çarpacaktır. Bu statüde çalışan "öğretmen din görevlilerinin"21 oranı, anketimize katılanlar arasında %23 civarındadır. İlkokulda Kur'an'ı yüzünden okumayı öğretme ünitesinin III. ve IV. sınıflarda öğretmenlerin başarıyla uyguladığı, V. ve VI. sınıflarda da bu uygulamanın devam ettiği görülmektedir (Bkz. Tablo: 10). Bu ünite içerisinde ve ibadet konularında öğrencilere ezberletilen Namaz sure ve dualarının öğretim kademelerine göre dağılımına bakıldığında (Bkz.Tablo: 11), en çok ezberin altı yıl devam eden ilkokul döneminde yapıldığı, Orta ve Meslek okullarında devam eden sure ezberletme eğitiminin Lisede yavaşladığı gözlemlenmektedir.

Öğretmenler bu durumu özetle şöyle açıklamışlardır:

"Ortaokul ve Lisede sure ezberlemek öğrencilere pek sevimli gelmiyor, özellikle karışık sınıflarda (Türk-Arap vb.) Araplar bu işe pek alışık değiller. Onun için bu ezber işini ilkokulda bitirip ortaokulda sure ezberletmeye az yer veriyoruz. İlkokulda ezberlenenleri tekrar ederek pekiştirmeye ve bu surelerin anlamlarını açıklamaya ortaokul ve lisede daha çok yer veriyoruz. Çünkü öğrencilerin, ezberledikleri surelerin, ayetlerin, duaların manalarıyla ilgili pek çok merakları var."
Öğretmenlerin bu konudaki düşüncelerinin bir yansımasını da Tablo 11 de görmek mümkündür. Ezberletilen surelerin anlamlarını açıklama merakı, daha çok Ortaokul ve Lise düzeyindeki öğrencilerde yüksek seviyede bulunmuş olup, öğretmenlerin en çok üzerinde durdukları bir hususiyet olarak göze çarpmaktadır. Bununla birlikte Ortaokul ve Lisede öğretmenlerin uyguladıkları Programa bakıldığında İslâm Ahlakı ve Müslümanın günlük yaşantıları ile ilgili konulara da ayrıntılı bir şekilde yer verildiği görülmektedir22.

Öğretmenlerden bir kısmı, Programlarla ilgili olarak İslâm tarihine bazı meslektaşlarının ayrı bir önem verdiklerini belirterek "Bizde İslâm Tarihi bilgisi Rasulüllah'ın hayatıyla sınırlı kalıyor. Önemli İslâmî şahsiyet ve olaylarla ilgili özel bir programın hazırlanıp verilmesi gerekir. Ancak bunu bir öğretmen kendi başına Belçika şartları içinde hazırlayamaz. Bir Fransızca veya Matematik kitabına okullarda baktığımızda üç-dört yazarın ismini görüyorum. İlkokuldan lise sona kadar ders vereceksin, önünde dağ gibi dil problemi var, Cumartesi Pazar dahil cami görevlerini yapacaksın..." şeklinde görüşlerini anketlere yazmışlardır. Öğretmenlerin bu düşünceleri, İslâm Din Derslerine ait ders kitaplarının olmadığını, bazı konularla ilgili ellerinde yeterli materyal bulunmadığını yansıtmaktadır.

Bu görüşlerden hareketle öğretmenlerin Fransızca veya Flamanca olarak hazırlanmış ders ve kaynak kitaplarının olmadığı, Programlara uygun olarak öğrencilere Ders kitabı, öğretmenlere de el kitabı hazırlanmasının kaçınılmaz olduğu sonucuna varılmaktadır. Kaynak ve ders kitabı sorunu, yine Belçika'da görev yapan İslâm Din Dersi öğretmenlerinin oluşturacağı komisyonlar sayesinde aşılabilir. Çünkü ders programlarındaki konuları ve ayrıntıları Belçika'daki imkan ve şartlara göre en iyi değerlendirebilen yine bu dersin öğretmenleridir. Valon ve Flaman bölgelerindeki öğretmenler, kendi aralarında konulara göre görev taksimi yaparak ekip çalışmasını gerçekleştirebilirlerse, belirli bir süre sonra, bu konudaki sorunlarını hafifletebilirler. Ülkedeki Türk öğretmenler, "Belçika Türk İslâm Din Dersi Öğretmenleri Derneği" gibi bir kuruluşa sahip olmakla, bu konuda ülkedeki öğretim dillerine uygun ders kitaplarını hazırlama gibi büyük bir imkan içerisinde bulunmaktadırlar.

İlkokullara ait İslâm Din Dersinin mevcut programındaki Ahlak bölümüne ait konular ve ayrıntıları, bir Müslümanın gayr-ı müslim bir çevrede yaşayışına ve davranışına büyük bir özen göstermesi gerektiği şekilde ele alınmış olup, bu durum İslâm Din eğitiminin genel eğitime katkıda bulunduğunun bir göstergesi olarak da kabul edilmelidir. Belçika şartlarında bu ünitelerin okullarda İslâm Din Derslerinde gereği gibi öğretilmesi halinde, çocuk ve gençlerimizin hem milli ve kültürel kimlik kazanmalarına hem de uyum sorununa çift yönlü yardımcı olacağı söylenebilir.
 

B.4. Ders Anlatım Teknikleri, Araç-Gereçler

Ankete katılan öğretmenler, okullardaki İslâm Din Derslerinde konuları işlerken en çok hangi öğretim metotlarından yararlandıklarını anketlere yazmak suretiyle bildirmişlerdir. Öğretmenlerden alınan bu cevaplar, bulgu olarak değerlendirilmiş ve tablo haline getirilmiştir. Tablo 12'nin incelenmesinde de görüleceği üzere öğretmenler, bu derslerde en çok sohbet ağırlıklı karşılıklı konuşma, soru-cevap metodunun kullanıldığını belirtmektedirler. Bunu takrir metodu izlemektedir. Müfredata uygun ders kitaplarının olmamasından dolayı öğretmenler kendi imkanlarıyla Türkçe, Flamanca ve Fransızca dillerinde yardımcı ders kitapları, konularla ilgili fotokopiler, resim, şekil vb. materyaller temin ettiklerini, bunları açıklamak için de mecburen takrir metodu kullandıklarını belirtmişler, ancak ders süreleri içinde daha çok soru-cevap yönteminden verim aldıklarını ifade etmişlerdir. Özellikle ilkokul 1. 2. ve 3. sınıf öğrencilerini bu derslerde kıssa anlatımı ve boya kalemlerinin kullanıldığı resim, şekil vb. materyaller aracılığıyla tanımaya, onlara bu dersleri ve konularını sevdirmeye çalıştıklarını belirten öğretmenler, boyama işinde dini çağrışımları olan resim, şekil ve bunların ayrıntıları ile çocuklara bazı mesajlar verebildiklerini söylemektedirler23Öğretmenlerle bu konuda yapılan görüşmelerde, boyama tekniğinin aslında okuldaki Hıristiyan Din Dersi öğretmenlerinin tecrübelerinden yararlanılarak geliştirildiği sıkça dile getirilen bir husus olmuştur.

Bu derslerde uygulanan gezi-gözlem metodunda en çok ziyaret edilen Türk dernekleri ve bünyelerindeki camiler ve bölümleri olmuştur. Namazın kılınışı, abdest, temizlik, ezan, selam, vb. bazı konularda uygulamalı öğretime ve sınıf içinde bilgi yarışması ve ödüllendirme usullerine yeterince yer verildiği anlaşılmaktadır. Dikkat çeken bir usule de yer verilmektedir ki, o da, öğretmenin öğrencilere konuyu dikte ettirmesidir. Böyle bir uygulamanın, çocuklara bu dersi sevimsiz hale getirdiğini belirten öğretmenler bulunmakla birlikte, bu uygulamayı yapan öğretmenlerden bir kısmı, İslâm Din Derslerindeki bu uygulama sayesinde öğrencilerimizin Türkçe ve genel eğitimle ilgili diğer derslerine katkıda bulunduğunu da belirtmişlerdir.  Dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise, öğretmenlerin bu derslerde grup çalışmalarına yeterince yer vermeyişleri olmuştur. Bütün öğretim metotlarını karma olarak uyguladığını belirten öğretmenlerin oranı da %50'ye yakın bulunmuştur.

Belçika şartlarında öğrencilerin soruları ve sorunları çoktur, öğretmenler bunları cevaplandırmak durumundadır. Öğrenciler iç ve dış yaşayışları arasında bir bütünlük kurmak ve sağlıklı bir hayat sürdürmek için dini inançlara ihtiyaç duyar, inanır hatta inanmakla yetinmez, inandığının peşine düşer ve davranış haline dönüştürür24Bu süreç içinde zihnine takılan hususlar varsa onları problem  haline getirir. Öğretimde esas olan sorunun öğrenciden gelmesidir. Bu, öğrencinin derse ve konuya ilgisini gösterdiği gibi, konuların onun hayatında yeri olduğunu da ifade eder. Soru-cevap yöntemi aslında öğretimin, öğrencinin ilgi, ihtiyaç ve seviyesine göre ayarlanmasını da sağlar. Ayrıca onların içinde bulundukları imkan ve şartlar çerçevesinde konulara bakışını ve tavrını da belirler. Kısa süreli anlatımın sonunda, soru-cevap yöntemi uygulanacak olursa, öğrencilerin konuyu pekiştirmelerine ve tekrar etmelerine de imkan verir. Bununla birlikte sürekli olarak sadece bu yöntemle işlenen dersler sıkıcı olabilir. Yöntemleri birleştirerek uygulamak İslâm Din eğitimi ve öğretiminde daha elverişlidir.

Bu derslerde görülmesi muhtemel sıkıcılığı hafifletmek, kullanılan yöntemlerin tek taraflılığını gidermek için öğretmenlerin araç-gereç kullanma konusunda yoğun bir çaba içinde oldukları görülmektedir. Öğretmenler araç-gereç temin etmede çok zorlandıklarını, istedikleri malzemeyi bulamadıklarını, Belçika İslâm Kültür Merkezinden Flamanca veya Fransızca olarak yeterince yardım alamadıklarını, bu yüzden Harita, resim, çizelge, şekil, maket vb. araçları kendi imkanlarıyla sağlamaya çalıştıklarını belirtmektedirler. Öğretmenlerin bu derslerde kullandıkları yardımcı araç-gereçler ve kullanım oranları ile ilgili tablo (Bkz. Tablo: 13) gözden geçirildiğinde, göze ve kulağa hitap eden malzemelerin temin edilerek İslâm Din öğretiminin ve eğitiminin çeşitlendirilmesi, araç gereçlerin çoğaltılması ve zenginleştirilmesi yönündeki ihtiyaç hemen hissedilecektir. Öğretmenlerin çoğu, tabloda belirtilen materyallerin bir kısmını Türk dernek ve kuruluşlarından temin ettiklerini, araç-gereçlerin çok sınırlı olmasından dolayı, mevcut malzemeleri kendi aralarında değişim yoluyla kullandıklarını ve bunun güçlüklerini belirtmişlerdir.

Müfredata uygun olarak İslâm Din Dersleri'nin tüm öğretim kademelerinde ders kitapları bulunmadığından dolayı bu dersler öğretmenin anlatımına dayanmaktadır. Anlatılan konuları destekleyici özelliği olan bazı araçlar, konuların öğrenci tarafından kısa zamanda kavranmasına ve zihinlerine yerleşmesine yardımcı olur. Öğretimde araç-gereç kullanımının böylesine önemli olduğu bir ortamda, Belçika okullarındaki öğretmenlerin bu konuda olumlu faaliyetler sergiledikleri görülmektedir. Bu durum İslâm din dersinin kuru bilgilerin aktarılması olarak kalmayıp, canlı bir şekilde işlendiğini göstermesi bakımından önemlidir. Değişik duyu organlarına hitap ederek öğretme-öğrenme etkinliklerinin çeşitli araç-gereçlerle artırılması modern eğitimin benimsediği bir yöntem olmuştur. Aksi halde en etkili öğrenme-öğretme yolunun ezberciliğe götüren öğretmenin anlatımı yolu olduğu anlayışı kuvvetlenecek ve devam ettirilmesine yardım edilmiş olunacaktır. Bu durumu çok iyi fark eden İslâm Din Dersi öğretmenlerinin araç-gereç temini konusunda gösterdikleri faaliyetleri azımsamamak gerekir.

Tablo 13 e bakıldığında öğretmenlerin en sık kullandıkları yardımcı kitabın Kur'an-ı Kerim olduğu görülecektir. Bu derslerde Kur'an-ı Kerim'den faydalanıldığını belirten öğretmenlerin elinde mealli Kur'an olduğu anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin çoğu, elinde anlatacağı konu ile ilgili fotokopiler ve Kur'an-ı Kerim olduğu halde derslere girdiklerini anketlere yazmışlardır. Bunun dışında, resimler, şekiller, çizelgeler, harita, yardımcı dini kitaplar, teyp, video bandı, ilahiler ve çeşitli eserler bu derslerde öğretmenler tarafından kullanılan araçlar olmuştur. Şüphesiz bu araçların geliştirilmesi ve çoğaltılarak öğretmenlere ulaştırılması, bu faaliyetin bir merkezden organizeli bir şekilde yürütülmesi İslâm Din derslerindeki başarıyı ve derse ilgiyi artıracak, eğitim ve öğretimden beklenen verim elde edilmiş olacaktır.
 

B.5. Öğrencilerin İslâm Din Derslerine Olan İlgileri

Belçika okullarındaki Türk öğrencilerin İslâm Din Derslerine olan ilgileri konusunda bu dersin öğretmenlerine yöneltilen sorulara verilen cevaplar tablo haline getirilmiştir (Bkz. Tablo: 14). Tabloya göre öğrencilerin bu derslere ilgileri %58 oranında "Orta" seviyede, %36 oranında "Yüksek" seviyede bulunmuştur. %1'e yakını da "zayıf" düzeyde seyretmektedir.

Öğrencilerin sosyal hayatlarına İslâm Din Derslerinin ne gibi bir etki yaptığı, davranışlarında olumlu gelişmelere neden olup olmadığı da anketler de araştırılan bir husus olmuştur. Öğretmenlere göre, gayr-i müslim bir çevrede yaşamalarından dolayı öğrencilerde gözlemlenen ve öğretmenler tarafından beğenilen davranışlar şöyle sıralanmıştır:

- Türk ve Müslüman olduklarını rahat bir şekilde söyleyebilmeleri, dini ve milli duygularının yüksek olması,

- Müslüman olma şuurlarını derinleştirmeleri,

- Helal ve Haram konusunda duyarlı davranmaları, yiyeceklere özen göstermeleri,

- Öğrencilerin kendilerini açık kalplilikle ifade etmeleri, oldukları gibi görünmeleri,

- Belçikalı yaşıtlarıyla iyi arkadaşlık kurmaları,

- İslâm Din Derslerine ve dini kurallara oldukça ilgili olmaları.

Böylece öğretmenler din derslerinin genel hatlarıyla öğrencilerin sosyal hayatlarına olumlu yönde katkıda bulunduğunu, bu derslerin ve konularının davranış değiştirmeye ve geliştirmeye neden olduğunu belirtmişlerdir. Yani öğretmenler etkili ve faydalı oldukları kanaatindedirler. Ancak bu derslerin daha çok etkili ve faydalı hale getirilmesinde hemfikirdirler. Çünkü gayr-i müslim çevrede yaşayan öğrencilerimizle ilgili ve beğenmedikleri davranışları da en iyi gözlemleyen yine öğretmenler ve aileleridir. Öğretmenler öğrencilerde gözlemledikleri hoş olmayan davranışları da şöyle sıralamışlardır:
- Belçikalılara özenti duymaları, onların kültürü ve âdetlerinin etkisi altında bulunmaları (Köpek gezdirme, saç biçimleri ve tıraş, giyim-kuşam vb.)

- İçki, bira, uyuşturucu vb. davranışlar sergilemeleri

- Gece kulüplerine dansa ve içkili toplantılara gitmeleri

- Belçikalıların ahlaki davranışlarından etkilenmeleri

- Bazı öğrencilerin Müslüman olmalarından dolayı eziklik hissetmeleri bu yüzden isimlerini değiştirmeye teşebbüs etmeleri

- Bazı öğrencilerin Müslüman olduklarını sadece hissediyor olmaları, çevrenin etkisiyle hem Müslüman hem de Hıristiyan gibi davranış sergilemeleri

- Ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmeyişleri


Öğretmenler bu olumsuz davranışlarla sürekli mücadele ettiklerini, ancak ailelerinden gereken desteği göremediklerini de vurgulamaktadırlar. Karma kültür ortamında yaşayan çocukların ve gençlerin etkilenmemeleri mümkün değildir. Çevrelerinde gördükleri teknik imkanların, gelişmelerin yol açtığı kompleksler, öğrencilerde bir takım değişikliklere neden olmaktadır. Bazı öğrencilerin başkalarına benzemek için gösterdikleri çabanın altında bu aşağılık duygusu yatmaktadır. Belçika'da görev yapmış bir İslâm Din Dersi öğretmeninin bu konudaki bir gözlemi bu duygunun hangi boyutlara ulaştığını göstermesi bakımından manidarlık arz etmektedir25:

"Birgün okul bahçesinde Zedenleer öğretmeni (Hiçbir dinin öğrenimini seçmeyen öğrencilerin öğretmeni) yanıma yaklaşıp, Katlen benim dersime geliyor, babasından mektup getirmesi lazım, sen babasıyla konuştun mu? gibi sorular sordu. Ben kendisine, Katlen adında bir öğrencinin olmadığını anlatmaya çalışıyordum. Fakat o, hala ısrar ediyor, evet senin öğrencin diyordu. Ben de yanlışlık var, Türklerde Katlen ismi yoktur, belki İtalyan olabilir derken, etrafımıza toplanan Türk çocukları "Hocam o Nurgül, kendisini Flamanlar arasında Katlen olarak tanıtır. Türk olduğunu söylemez, kardeşi de adını değiştirdi..." diyerek Zedenleer hocasının sorduğu öğrenciyi tanıttılar."
Özellikle Moral Dersleri (hiçbir dine inanmayan öğrenciler için okul programlarında bulunan ders) basitliği veya velilerin ilgisizliği dolayısıyla öğrenciler tarafından tercih edilebilmektedir.

Öğretmenler bu ve benzeri olaylar karşısında velilerle diyalog kurmayı amaçladıklarını, ancak velilerin bu diyalog ve işbirliği çağrısına karşı duyarlı davranmadıklarını belirterek, anketlerimize velilerle ilgili beklentilerini de yazmışlardır:

- Veli toplantılarına her zaman katılmaları

- Veli öğretmen diyaloğuna girmeleri

- Eğitimin lüzumuna inanmaları

- Çocuklarıyla ilgilenmeleri, (çocuklarına, bugün okulda ne yaptınız, hoca ne öğretti, ne ödevi verdi gibi ilgi göstermeleri, çocukların gittikleri yerlerden haberdar olmalılar)

-Çocuklarını takip etmeli, evlerde onlara iyi örnek olmalılar, bildikleri İslâmî kuralları ve davranışları veliler evlerinde çocuklarına göstermelidirler.

 Kendileriyle görüştüğümüz veliler çocuklarla ilgili derin endişe taşımakla birlikte problemin çözümünde zorlanmaktadırlar. Öğretmenler, dernekler ve din görevlilerince velilerin motive edilerek yönlendirilmesi ve harekete geçirilmesinin yolları araştırılmalıdır.

Öğrencilerin bu derslere ilgilerini "orta" düzeyde (%58) belirten öğretmenlerin bu tavrı, öğrencilerde gözlemledikleri olumsuz davranışlardan veya velilerin bu konuda yeterli ilgiyi göstermediklerinden belki de öğretmenlerin ideallerindeki noktaya yaklaşamadıklarından kaynaklanmış olabilir. Çünkü öğretmenlerle yapılan görüşmelerde, bu derslere ilginin ve konularla ilgili soruların bir hayli fazla olmasından söz etmişlerdir. Hatta "karma kültür ortamı içinde yaşayan öğrenciler haftada iki saat de olsa bizimle beraber olduklarında moral buluyor, güç kazanıyor, rahatlama imkanına kavuşuyor, her türlü soru ve sorunlarını bize açabiliyor, bu yüzden biz, öğrenciler için çok önemliyiz" şeklinde kanaatlerini yazan öğretmenler, bu konularda velilerin mutlaka kendileriyle diyalog kurmalarını ve işbirliği içinde olmalarını vurgulamakla kalmayıp, zaman zaman Türk ailelerini evlerinde ziyaret ettiklerini de ifade ediyorlar. Öğretmen ve velilerin, çocukların eğitiminde ortak noktaları yakalamaları ve aynı amacı taşımaları başarının ön şartı durumundadır.
 

B.6. Bu Derslerde Pedagojik Seviyeyi Ayarlama

Belçika okullarındaki İslâm din derslerine ülkede yaşayan Müslüman azınlıklardan her milletin çocukları girebilmekte ve milliyetlerine göre bir ayırım yapılmamaktadır. Bu özelliği dikkate alarak anketlerimizde"Müslüman öğrencilerin eğitim-öğretim yönünden zorluk çektikleri hususlar" ve"Dersleri Flamanca veya Fransızca anlatmak zorunda olduğunuzdan dolayı diğer milletlere mensup Müslüman öğrencileri de dikkate aldığınızda karşılaştığınız sorunlar nelerdir?" şeklindeki açık uçlu sorular öğretmenlere yöneltilmiştir. Öğretmenlerin bu sorulara verdikleri cevaplar iki noktada dikkat çekmektedir. Bunlar:

- Dil Problemi

- Kültür ve ortam farklılığı

konularında yoğunluk kazanan bulgular olmuştur. Bulgular arasında en çok söz konusu edilen ve çok yönlü olan dil sorunu ilk sırada belirtilmiştir. Öğretmen ve öğrenciler arasında iletişim aracı olan ders anlatım dilinin her iki taraf için de problem olduğu ortaya çıkmıştır. Valon bölgesindeki öğretmenler Fransızca'yı, Flaman bölgesindekiler de Flamanca'yı çok iyi geliştirmediklerini, sınıflarda farklı milletlere mensup Müslüman öğrencilerle gereken diyaloğu kurmakta ve konuları istedikleri gibi işlemekte zorlandıklarını ifade etmişlerdir. Bu yüzden öğretmenler konuların her zaman ayrıntılarına girememekte, öğrenciler de konuları anlamakta ve kavramakta güçlük çekmektedirler. Ankete katılan öğretmenlere göre, böyle öğrencilerin sayıları sınıflarda 5-6 civarında seyretmektedir, diğerleri hep Türk öğrencilerden oluştuğu için derslerin Türkçe olarak anlatımı tercih edilmektedir.

Öğretmenler bu problemin yanında, Fas, Tunus, Cezayir, Filistin, Bosna, Bulgaristan ve Türkiye'deki kültürel ortamlardan gelen öğrencilerle bir sınıfta aynı seviyede Din öğretimi yapamadıklarını da belirtmişlerdir. Farklı kültür ortamlarından okullara gelen öğrencilerde aileden gelme bilgi birikimlerinin çeşitlilik arz ettiği, dolayısıyla sınıf seviyesini ayarlamada zaman zaman güçlük çekildiği öğretmenlerce dile getirilen bir husus olmuştur.

İslâm Din Derslerine giren Türk öğretmenler, çoğunluğu Fas kökenli olan meslektaşlarının öğretmenlik formasyon bilgilerinin olmadığını, ülke genelinde bu derslerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığını kontrol eden bir mekanizmanın bulunmayışını, Faslıların kendi ülkelerindeki mahalli medreselerde yetişme tarzlarının çok yetersiz olmasını, modern eğitim anlayışından mahrum yetiştiklerini, sistemli metotlu ve programlı bir faaliyeti okullarda yürütemediklerini mesleki öz eleştiriye tabi tutarak, bu durumun İslâm dersleri için gelecek yıllarda olumsuzluklara neden olabileceği yönündeki endişelerini dile getirmişlerdir. Nitekim Faslı öğretmenlerin okullardaki olumsuz davranışları Belçika kamuoyuna da yansımıştır26Bu yüzden Faslıların Belçika'ya din görevlisi ve öğretmen getirme işlemlerinin son yıllarda Belçika Hükümetince yasaklandığı27 ifade edilmiştir. Türk öğretmenlerin bu dersleri Türkçe olarak anlatmaları Türk öğrencilerin menfaatine uygun gibi görünse de Belçika yasalarına göre okullardaki öğretim dili bölgesine göre ya Fransızca veya Flamanca'dır. Ancak öğrenciler din derslerinde öğretmenlerinin Türk olduğunu görünce Türkçe olarak ders anlatılmasını istemektedirler. Öğretmenler de dersleri Türkçe anlattıklarında öğrencilere daha yararlı olduğu, konuları kavramanın daha kısa sürede gerçekleştiği kanaatindedirler. Ankete katılan öğretmenlerin çoğu, sınıftaki öğrencilerinin hepsinin Türk olduğundan bahisle Türkçe ders yapmanın sakıncalı olmadığı görüşünü taşırken, bazıları da, az sayıda da olsa çeşitli milliyetlerden öğrencilerin bulunması dolayısıyla derslerde zaman zaman dil kargaşası (Türkçe, Arapça, -Fransızca veya Flamanca-) yaşadıklarını da belirtmişlerdir. Bu dersler Türkçe anlatıldığında sınıftaki Türk öğrencilerin konuları anlayabildiklerini ders materyallerini okuyup kavrayabildiklerini belirten öğretmenler olduğu gibi, Türk öğrenciler arasında Anadili konusunda sıkıntı çeken pek çok öğrencinin bulunduğunu ifade eden öğretmenlere de rastlanmıştır28. Nitekim 1980 li yıllarda yapılmış bir araştırmada da benzer sonuçların elde edildiği görülmüştür. Türkiye'den gönderilen din dersi öğretmenlerinin Belçika'daki okullarda görevlendirilmeleri konusu oldukça karmaşık görünmektedir. İslâm Kültür Merkezinin din öğretimi ile ilgili organizeleri yürüttüğü 1980'li yıllarda, ilkokul, orta veya lise öğretmeni şeklinde bir düzenleme yapmaması29pedagojik yönden dikkat çeken bir husus olmuştur. Çünkü Belçika okullarında halen İslâm din dersi öğretmeni olarak görev yapan Türk öğretmenlerin eğitim düzeylerine bakıldığında (Bkz. Tablo: 2) hemen tamamına yakını Türkiye'deki İlâhiyat Fakültelerinden veya Yüksek İslâm Enstitülerinden mezun oldukları görülecektir. Halbuki bu Fakülteler Ortaokul ve Liseye öğretmen yetiştirmektedirler. Bu kurumların öğretmenlik formasyonu veren programları incelendiğinde, ilkokul öğretmenliği için pedagojik derslerin verilmediği anlaşılacaktır. Ankete katılan bazı öğretmenler ilk göreve başladıkları ilkokullarda bu tecrübeyi zaman içinde zor da olsa edindiklerini belirtseler de, öğretmenlerin büyük bir bölümü ilkokullarda görev yapmaktadır. Ortaokul ve liselerde İslâm din dersi öğretmenliği yapanların sayısı ise ilkokullara nazaran daha azdır. 1990 lı yılların başından itibaren İslâm din dersi öğretmeni tayin etmekle görevlendirilen Belçika Adalet Bakanlığına bağlı Teknik Komite'nin de okulların seviyesine göre din dersi öğretmeni tayin etme gibi bir düzenleme içinde olmadığı öğretmenlerce dile getirilen bir husus olmuştur.

Bu bilgiler ve bulgulara göre, okullardaki din öğretimi konusunda, dil sorunu, kültür ve ortam farklılığı ile pedagojik seviyeyi ayarlama probleminin artan bir hızla devam ettiği ve bu durumun din eğitimi çalışmalarını olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmaktadır. Öğretim kademelerine göre İslâm Din dersi öğretmeni temin etmek veya yetiştirmek cihetine gidilmesi gerekmektedir. Bu yönde uzun vadeli girişimlere şimdiden başlanması yerinde bir hareket olur.
 

B.7. Okullardaki İslâm Din Dersleri İle Cami Kursları Arasındaki İlişki

Ankete katılan öğretmenlerin bir kısmı, bölgelerindeki okullarda hem İslâm din dersi öğretmenliği hem de o bölgede bulunan camide din görevlisi olarak çalışmaktadır. Her iki görevi de üstlenen bu öğretmenlerin tamamına yakını T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla Belçika'ya öğretmen din görevlisi olarak resmen görevlendirilmişlerdir. Öğretmenlerden diğer bir kısmı ise, sadece okullarda vazife yapmaktadır. Böyle olan bölgelerdeki camilerde ayrıca din görevlileri bulunmaktadır. Diğer bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Belçika'da da okul dışındaki İslâm din eğitimi özellikle çocuklar için camilerde kurslar şeklinde düzenlenmektedir. Belçika’da eğitim ve öğretim her yıl genellikle  Eylül’ün ilk haftasında başlayıp  Haziran’ın sonunda bitmektedir. Ancak dönem içinde bol miktarda dini ve milli bayram (yaklaşık olarak toplam 45-50 günlük) tatilleri mevcuttur. Bu tatillerde çocuklar için camilerdeki kurslar açıktır. Anketimize katılan öğretmenlerin açıklamaları(Bkz. Tablo: 15, 16, 17) okulda İslâm din dersi alan Türk öğrencilerden büyük bir bölümünün camilerdeki kurslara katıldıklarını da ortaya koymaktadır. Nitekim bizim gözlemlerimiz ve tespitlerimiz de bu hususu doğrulamaktadır.

Öğretmenler, camilerdeki bu kursların okuldaki İslâm din derslerini tamamladığı, çoğu zaman pekiştirmelerine vesile olduğu kanaatindedirler. Okulda bu dersleri alan öğrencilerin önemli bir bölümü (%88'i) aynı zamanda camideki kurslara da katılmaktadır(Bkz. Tablo: 17). Cami kurslarında daha çok Kur'an öğrenimi ve ibadetlerin ayrıntıları ve uygulanması üzerinde durulduğuna işaret eden öğretmenler, okullarda vermeye çalıştıkları İslâm kültürünün ve Müslüman kimliğinin sürekli bir eğitimle muhafaza edilebilmesi için bu kursların önemini vurgulamaktadırlar. Cami kurslarında din görevlilerinin okullarda uygulanan programlara ek olarak, Kur'an-ı Kerim'i usulüne uygun bir biçimde öğretmeleri, bazı Sûre ve Ayetlerin ezberletmeleri ve anlam bilgisi vermeleri yıllık 325 saatte, itikat ve siyer dersleri yıllık 25'er saatte, ibadet ve ahlak dersleri, 100'er saatte, Milli Kültürümüz Müfredatı yıllık 12 saatte düzenli bir program uygulaması şeklinde bir faaliyette bulunmaları gerekmektedir30.

Bazı öğretmenler, okullardaki bu derslerde istedikleri pedagojik seviyeyi ayarlamada zorluk çektiklerinden dolayı öğrencilerin cami kurslarına katılmaları konusunda velilerini sık sık uyardıklarını da belirtmişlerdir. Camilerdeki kurslarda zaman zaman bilgi ve kültür yarışması düzenlenmesinin öğrenciler için bir teşvik ve rekabet ortamı oluşturduğu da ifade edilmiştir. Anketlerin tetkikinden hem okuldaki İslâm din derslerine ve hem de cami kurslarına en çok katılımı ilkokul öğrencilerinin gerçekleştirdiği, ortaokul ve lise öğrencilerinin bu dersleri sadece okullarda aldıkları anlaşılmıştır. Okullardaki İslâm din dersleri ile camilerde açılan kursların böylesine yakın ve birbirini tamamlayıcı fonksiyonu yanında, öğretmen ve din görevlilerinin özellikle çocuk eğitimi konusunda kendi aralarında iyi bir diyalog ve işbirliği içinde olup olmadıkları da araştırılmıştır. Öğretmenlerin verdikleri cevaplar, diyalog ve işbirliği alanında tam bir karmaşa içinde olduklarını yansıtmaktadır(Bkz. Tablo: 19). Buna göre %27 civarındaki öğretmen grubu din görevlileriyle hem diyalog hem de işbirliği içinde olduklarını ifade ederlerken, %66 civarındaki daha büyük öğretmen grubu da din görevlileriyle işbirliği kuramadıklarını belirtmektedirler. Diyalog ve işbirliği halindeki öğretmenler, her konuda özellikle çocukların okullardaki başarı durumları, sosyal ve kültürel meseleleri, irşat ve çocuk eğitimi konuları üzerinde çevredeki din görevlileriyle her ay mesleki toplantı yaptıklarını, Türk öğrenciler için alınması gereken tedbirleri ve önlemleri  görüştüklerini söylemektedirler. Din görevlileriyle sadece diyalog kurabildiklerini, işbirliği geliştiremediklerini söyleyen öğretmenler ise, bu durumun nedenlerini anketlere yazarak belirtmeye çalışmışlardır. Bunlar arasında en önemlileri şöyle özetlenebilir:

"Diyaloğumuz var, fakat işbirliğimiz yok, bazı cami görevlileri, Diyanet'ten istifa edip burada İslâm din dersi öğretmeni olarak görev yapmaya devam edenlerden, emir almışçasına kaçınıyorlar... Görüşmemeye özel itina gösteriyorlar... Hem diyalog ve hem de işbirliği kuramamanın tek nedeni, önceki Din Hizmetleri Müşavirinin yanlış tutumu ve keyfi uygulaması olmuştur. Din görevlileri ile öğretmenler arasına büyük ölçüde resmi bir mesafe konmuştur..."
Bürokrasinin işleyişinden kaynaklandığına inandığımız bu ve benzeri engeller aşılamayacak derecede görünmemektedir. Çocukların eğitimiyle doğrudan uğraşan öğretmenlerin ve din görevlilerinin bu bürokratik endişeleri bir kenara bırakıp, öğrencilerimizin karma kültür ortamlarında kaybolmamaları ve kültürel kimliklerini kazanmaları ve pekiştirmeleri için daha çok gayret etmeleri kendilerinden beklenen bir davranıştır.
Ankete katılan öğretmenlerden büyük bir kısmı, İslâm din dersine izin verilmeyen Katolik okullarının bulunduğu yerlerde İslâm din dersleri için camilerdeki kursların İslâm Din Eğitimi ve öğretimine sağladığı katkılara temas etmişlerdir. Böyle yerlerde camilerdeki kursların önemine ilk sırada yer verilmiştir. Ankete katılan öğretmenlerden 41'i bölgelerinde bulunan en az %10-19 civarındaki Türk öğrencinin bu derslere ne okulda ne de camide katılmadıklarını belirtmektedir (Bkz.Tablo: 18). Hiç İslâm eğitimi almayan böyle öğrencilerin varlığını dikkate alan öğretmenlerden bazıları velilerle yaptıkları görüşmelerden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtirlerken, bazıları da görüşmelerini çok zor şartlar altında da olsa devam ettirdiklerini söylemektedirler. Bu olumsuz tabloya karşılık 13 öğretmen, görevli bulundukları bölgedeki okullarda ve camilerde Türk öğrencilerden İslâm derslerine katılmıyan öğrencinin bulunmadığını, böyle bir sonucun aile ziyaretleriyle yakından ilgili olduğunu ifade etmişlerdir.

Bu bulgular ve veriler ışığında okullardaki İslâm din dersleri ile cami kurslarının, özellikle ilkokul öğrencileri üzerinde Müslüman kimliğinin kazandırılması konusunda önemli etkiler oluşturduğu, çocuklara şahsiyet kazandırmada milli ve kültürel adımların atıldığı, öğrencilerin genel eğitimlerine katkıda bulunduğu, dolayısıyla eğitimde bütünlük ilkesinin gerçekleşmesini sağladığı sonucunu çıkarmamız mümkündür. Öğretmen ve din görevlilerinin de aralarındaki diyalog ve işbirliğini geliştirme çabalarını hızlandırmalarının gerekliliği de ortaya çıkmıştır. Geçmiş yıllardaki öğretmenlerle din görevlileri arasındaki kopukluk ve soğukluk büyük ölçüde giderilmiş olup, her ay mutat zümre toplantıları ve diğer mesleki diyaloglar devam etmektedir. Ancak birim ve çalışma alanlarının farklılığından dolayı tam bir işbirliği içinde olamadıklarını, son zamanlarda kendileriyle görüştüğümüz öğretmenler dile getirmişlerdir.
 

B.8. Okullardaki İslâm Din Derslerinde Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Yöntemleri

Belçika okullarındaki İslâm din derslerine giren öğretmenlerin bu dersleri usulüne uygun yürütüp yürütmediklerini denetleyen herhangi bir mekanizmanın olmayışı, vaktiyle öğretmen alımlarını yürüten Belçika İslâm Kültür Merkezi'nin bu derslerin nasıl işlendiğini takip etmeyişi öğretmenler arasında en çok sözü edilen konulardan biri olmuştur. Okul idarecileri de bu dersin öğretmenlerinden öğrencilerin başarı durumlarını belgelemelerini istemektedir. 1980'li yıllarda öğretmenler Türkçe olarak yaptıkları yazılı sınavları okul idarelerine intikal ettirmişler, ancak 1990'lı yılların başından itibaren yazılı sınavların mecburi olan öğretim dilinde yapılması gerektiği hususu öğretmenlere bildirilince, öğretmenler bu defa bölgesine göre Flamanca veya Fransızca olarak yaptıkları yazılı sınav evrakını okul idarelerine teslim etmektedirler. Ancak öğretmenler bu konuda samimi bir itirafta bulunmaktadırlar. Öğretmenler, öğretim yılı içinde uyguladıkları Fransızca veya Flamanca yazılı sınavları, aslında okul idarelerinin isteğini yerine getirmiş olmak için yaptıklarını içtenlikle belirtmişlerdir. Bunun dışında kalan diğer sözlü-yazılı sınavları öğretim yılı boyunca Türk öğretmenler Türkçe yaptıklarını ifade etmişlerdir. Ankete katılan öğretmenlerin görüşlerine göre, din dersinden zayıf alan bir öğrenci diğer derslerden başarılı olsa bile başarısız duruma düşmekte, öğretmenler kurulunda böyle öğrenciler için hiç de iyi düşünülmemektedir. Hatta kurulda öğrenciye zayıf veren öğretmenin görüşleri alınmaktadır. Bazı öğretmenler göreve ilk başladıklarında İslâm din derslerinde öğrencileri çalıştırmak ve onları teşvik etmek için zayıf not verdiklerini, yukarıdaki durumu okullarda gözlemledikten sonra, öğretmenler kendi aralarında prensip olarak öğrencilere İslâm din derslerinde zayıf not vermemeyi benimsediklerini ve halen bu durumun devam ettiğini, bundan da olumlu neticeler aldıklarını, zaman zaman da öğrencilerle ilgili kanaatlerini sözlü sınav olarak değerlendirdiklerini belirtmişlerdir. Bu bulgular ve verilere göre İslâm din dersi öğretmenleri, öğrencilerin başarılı bir grafik çizebilmeleri için hangi usul ve yöntemler faydalı ise onu kullanmaya çalışmakta, öğrencileri dil sorunu yüzünden başarısız duruma düşürmedikleri anlaşılmaktadır. Okullardaki öğrenci başarılarının yansıtıldığı dönem karnelerinde Din derslerine ilk sırada yer verilmesi, öğretmenler kurulunda ilk defa din dersinin görüşülmesi, Belçika genel eğitim sistemi içerisinde din eğitimine verilen önemin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Hatta öğretmenlerin ifadesine göre, din derslerinde başarılı olamayan öğrencilerin bir üst öğretim kademesine geçişi yapılmamaktadır.
 

B.9. Öğretmenlerin Anketlere Yazdıkları Diğer Görüşleri

Belçika okullarında İslâm din derslerine giren Türk öğretmenlerin, konuyla ilgili olarak (gerek anketlerdeki açık uçlu sorulara ve gerekse boş yerlere yazmak suretiyle) belirtmekte fayda mülahaza ettikleri hususlar da olmuştur. Öğretmenlerin bu görüşlerini şöyle özetlemek mümkündür:

1. Cami ve okuldaki öğretmenlik görevini birlikte yürütenlerden fazla birşey beklememek gerekir. Özellikle cami cemaatine boğdurulan öğretmen din görevlilerinin hizmet alanları çok dağınık ve geniştir. Hele bir de kuruluş safhasında bir dernek veya cemaat ise, (cami için bina bul, bina kirala veya satın al, para bul... vs.) bu görevlinin dinlenecek zamanı bile yoktur.

2. "İmam kavramını biliyorlardı ama Vaiz ve Müftü'nün ne demek olduğunu veya mahiyetini bilmeseler bile bu iki kavramı Belçika'da öğrenen vatandaşlarımızın olduğu bir gerçektir."

3. Türkiye'den Belçika'ya öğretmen din görevlisi gönderme uygulamasına 1978 yılında başlanmış olup, bir kısmı süresi dolmadan geri çekilmiş, kalan kısmı ise dört yıl sonra Türkiye'deki görevlerine döndürülmüşlerdir. Dört yıl sonra döneceğini bilen görevliler dil öğrenimine eğilmiyorlardı.
Öğretmenlerin 4 yıldan fazla kalmaları istenmiyordu. Belçika'da 5 yıl kalan, orada devamlı oturma ve çalışma hakkına sahip oluyordu. 1980'li yıllardaki Müşavirler, görevliler üzerindeki kontrolü kaybetmeme adına olumsuz uygulamalar yapabilmişlerdir. Türkiye'deki görevine dönmeyip de Belçika'da kalan öğretmenler "hain" ilan edilmiştir. Türkiye'den çok öğretmen getirilip okullara yerleştirilebilirdi. Bu imkanı Türkiye değerlendiremedi. Belçika'ya gönderilen öğretmenler de Türkiye'ye mali bir külfet getirmiyordu. Öğretmenler Belçika makamlarından ücretlerini alıyordu. Üstelik artırdıklarını döviz olarak Türkiye'ye gönderiyor ve göndereceklerdi. Bu fırsat kaçırılmış oldu. Türkiye'ye süresi dolan veya dolmadan gönderilen öğretmenlerin yerlerine de, mesleki formasyonu hiç olmayan özellikle Faslılardan sırf maaş almak için bu işi yapan imamlar tayin edildi.

4. ... "Türkiye'deki hizmetimiz ve emekliliğimiz kaybolmamalı, camilerdeki din görevlileri ve okullardaki Türkçe öğretmenleri Türkiye'deki ücretlerini alıyorlar, burada da alıyorlar. Ama biz burada öğretmen olduktan sonra Türkiye'den maaşlarımızı alamıyoruz. Sahip çıkan olsaydı verilmesi uygundu. Verilmedi. Biz de istemedik. Emekliliğimiz için de kendi cebimizden ödeyeceğimize göre (hizmet istenirken şunu da yapın bunu da yapın şeklindeki istekleri yerine getirmemize rağmen) emeklilik imkanı bize verilmelidir. Biz de güvenle burada çalışabiliriz..."

5. Öğretmenlerden bazılarının bölgelerindeki baş papazlarla, kilise okullarında da İslâm din dersi okutulması için yaptıkları görüşmelerde alınan cevaplar bir noktada yoğunluk kazanmaktadır. "Özel okullar açmalısınız" Türklerin burada özel okul açmaları zor bir olay değil, bu işi yürütecek bir organizenin olması yeterli. Öğrenci açısından Türklerin büyük şansları var. Çünkü bazı okullarda öğrencilerimizin sayıları Belçikalılardan fazladır. Toplam 200 öğrencisi olan bir ilkokulda 150-160 Türk çocuğunun bulunması buna örnek gösterilmektedir. Bu orana sahip pek çok ilkokul bulunmaktadır.

6. "Vatandaşlarımız kimliklerini koruyabilmesi için dinini ve dilini muhafaza etmelidir. Dinini koruyabilmesi için camilerdeki nefes uzun zamanda yeterli değildir. Tasavvuf yolu bunun en sağlam şeklidir... Tanıdığım, münasebette olduğum 10 Avrupa asıllı Müslümanın 8'i tasavvuf yoluyla İslâm'ı tanımıştı... Vatandaşlarımız için de Tasavvuf bir yenilenme ve sağlam kalma yoludur..."

Öğretmenler bu görüşlerini anketlere yazmakla, Belçika'da İslâm din öğretiminin örgün ve yaygın eğitim kollarında yapılabilmesini bir imkan olarak belirtirlerken, uygulamada karşılaştıkları sorunları da ifade etmeye çalışmışlardır. Uygulamaların içinde bulunan öğretmenlerin bu görüşlerinden hareketle, din eğitimiyle ilgili problemlerinin çok yönlü olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.


C. Arastırma Sonucu Elde Edilen Bulgularla İlgili Tablolar

Tablo: 1 Ögretmenlerin Yaşlara GöreDağılımı
 
Yaş
grupları
Öğretmenler
Sayı %
30-35 Yaşları arası 7 10.9
36-40 Yaşları arası 13 20.3
41-45 Yaşları arası 33 51.6
46-53 Yaşları arası 9 14.1
Cevapsiz 2 3.1
TOPLAM 64 100.0

Tablo : 2 Öğretmenlerin Mezun Oldukları Okullara Göre Dağılımı
 
Eğitim
Öğretmenler
Kurumlarının adı
Sayı
%
İmam-Hatip Lisesi 6 9.4
Ilâhiyat Fak. veya Yük. İsl. Enst. 49 76.6
Açık ögretim 2 3.1
Cevapsiz 7 10.9
TOPLAM 64 100.0

Tablo : 3 Öğretmenlerin Mesleklerindeki Kidemlerine Göre Dağılımı
 
 
Belçika'da
Türkiye'de
Seçenekler
Sayı
%
Sayı
%
5-10 Yıl
37
57.9
19
29.7
11-15 Yıl
19
29.7
26
40.6
16-20 Yıl
4
6.2
12
18.8
21-25 Yıl
-
-
3
4.7
Cevapsiz
4
6.2
4
6.2
TOPLAM
64
100.0
64
100.0

Tablo : 4 Öğretmenlerin Yabancı Dil Bilme Seviyeleri*
 
Yabancı
Diller
Seviyeleri
TOPLAM 
 Çok iyi
İyi
Orta
 Zayıf
Sayı Sayı Sayı Sayı Sayı
Sayı
%
Arapça
4
10
 
25
 
2
  41 33.6
Flamanca
-
 
14
 
17
 
3
  34 27.8
Fransızca
-
 
12
 
14
 
2
  28 23.0
İngilizce 
-
 
4
 
13
 
2
  19 15.6
TOPLAM
4
 
40
 
69
 
9
  122 100.0

* Bu soruyu cevaplayan öğretmen sayısı toplam 122 görünüyor ise de, bir öğretmen birden fazla seçenek isaretlediğinden dolayı bu sonuç ortaya çıkmıştır.


Tablo : 5 Öğretmenlerin Türkiye'de İken Yaptıkları Görevler*
 
Yapılan
Görevler
Ögretmenler
Sayı
%
Müftü-Müftü Yardımcılığı
10
12.0
Vaizlik
14
16.9
Imam-Hatiplik
39
47.0
Murakıplık
3
3.6
Ilkokul Öğretmenligi
3
3.6
Din Dersi Öğretmenliği
3
3.6
Kur'an Kursu Öğretmenligi
5
6.1
Hiç görevi olmayan
6
7.2
TOPLAM
83
100.0

* Bu soruyu cevaplayan İslâm Dersi Öğretmenlerinin sayısı toplam 83 görünüyor ise de, bir öğretmen Türkiye’de farklı din hizmetleri sınıfında görev yaptığı ve birden fazla isaretleme durumunda olduğu için bu sonuç ortaya çıkmıştır.
Tablo : 6 Öğretmenlerin Aylık Gelirlerinin Yeterli Olup-Olmadığı
 
Öğretmenler
Seçenekler
Sayi
%
Evet
46
71.9
Kısmen
12
18.8
Hayır
2
3.1
Cevapsiz
4
6.2
TOPLAM
64
100.0

Tablo : 7 İslâm Din Derslerinin Okullardaki Statüsü
 
 Seçenekler
İSLÂM DİN DERSLERİ
Genel Öğretim İçinde
Genel Öğretim Dışında
Haftalık Saat
İlkokul (Bütün Sınıflar I-VI)
64
-
2
Ortaokul-Meslek Okulu Lise (Bütün Sınıflar I-VI)
64
-
2

Tablo : 8 İslâm Din Dersleri İçin Belirtilen Genel Amaçların Gerçeklesme Durumu
 
 Amaçlar
SEÇENEKLER
TOPLAM
Evet
Kısmen
Hayır
Sayı
%
Sayı
%
Sayı
%
Sayı
İslâm'in temelleri ve Müslümanın günlük yaşantıları öğretilmekte midir?
46
71.9
17
26.5
1
1.5
64
İslâm'in değerleri, fert ve toplum için önemi kavratılmakta mıdır?
24
37.5
37
57.8
3
4.7
64
İslâm inancı, kültürü ve yaşam tarzı bilimsel dini eğitim-öğretim aracılığıyla kavratılmakta mıdır?
23
36.0
38
59.3
3
4.7
64
İslâm'in hukuk ve toplum kuralları öğrencilere anlatılmakta mıdır?
36
56.2
26
40.6
2
3.1
64
15 ve 16 yaş öğrencileri dini açıdan tam mükellefiyetleri hususunda uyarılmakta mıdır?
57
89.0
7
10.9
-
-
64
İslâm'in emir ve yaşaklarını yerine getirme konusunda öğrenciler teşvik edilmekte midir?
49
76.5
12
18.8
3
4.7
64

Tablo : 9 İslâm Din Derslerinde Kur'an-ı Kerimi Yüzünden Okumayı Öğretme Ünitesi Var mi?
 
Seçenekler
Sayı
%
Vardır
49
76.5
Yoktur
11
17.2
Cevapsiz
4
6.3
TOPLAM
64
100.0

Tablo : 10 Kur'anı Yüzünden Okumayı Öğretme Hangi Sınıfta Başlıyor?
 
Seçenekler
Sayı
%
İlkokul III. ve IV. Sınıflar 34 53.2
İlkokul V. ve VI. Sınıflar 11 17.2
Okulda mümkün değil camide öğretiyorum 15 23.4
Öğretmiyorum 2 3.1
Cevapsiz 2 3.1
TOPLAM 64 100.0

Tablo : 11 İslâm Din Derslerinde Ezberletilen Namaz Sureleri ve Duaları
 
 Seçenekler*
Öğretim Kademeleri
TOPLAM
İlkokul
Ortaokul
Lise
Sayı
%
Sayı
%
Sayı
%
Sayı
%
Fil ve Nas sureleri arası
38
59.4
26
40.6
-
-
64
100
Fatiha, İhlas, Kevser, Asr, Fil-Nasr arası: Sübhaneke, Tahiyyat vb. dualar
57
89.0
7
11.0
-
-
64
100
Kunut ve Namazdaki diğer dualar ile bazı Ayetlerin ezberi
5
7.8
46
71.9
5
7.8
56
87.5
Karia-Nas arası
12
18.7
26
40.6
10
15.6
48
75.0
Duha-Nas arasi
2
3.1
17
26.5
11
17.1
30
46.9
Beyyine-Nas arası
4
6.2
15
23.4
9
14.0
28
43.7
Bakara suresinin sonu, Yasin ve Mülk
4
6.2
11
17.1
6
9.3
21
32.8
Ezberletilen surelerin manalarını açıklama
7
11
22
34.3
29
45.3
58
90.6

* Seçenekler öğretmenler tarafindan anketlere yazılmış bulgulardır
Tablo : 12 Ders Anlatim Teknikleri*
 Kullanilan Yöntemler
SEÇENEKLER
TOPLAM
Her zaman
Zaman zaman
Çok nadir
Sayi
%
Sayi
%
Sayi
%
Sayi
%
Takrir
56
87.5
6
9.3
-
-
62
96.8
Soru-Cevap
29
45.3
35
54.6
-
-
64
100
Gezi-gözlem
-
-
32
50.0
2
3.1
34
53.1
Uygulamalı öğretim
12
18.7
37
57.8
-
-
49
76.5
Kitap, fotokopi vb. materyal vererek izah etme
48
75.0
13
20.3
2
3.1
63
98.4
Bütün metotları deniyoruz
-
-
32
50.0
-
-
32
50.0
Yazdırarak
7
10.9
15
23.4
-
-
22
34.3
Yarışma, ödüllendirme
10
15.6
21
32.8
-
-
31
48.4
*Ders anlatiminda kullanilan metotlar, öğretmenler tarafindan anketlere yazılmış bulgulardır.


Tablo : 13 Öğretmenlerin Derslerde Kullandıkları Yardımcı Araç-Gereçler*
 
 Bulgular
Araç-gereçleri kullanim oranlari
Sayı
%
Kur'an elifbası, Mealli Kur'an-ı Kerim
61
95
Fransızca veya Flamanca dini eserler, Türkçe ilmihal kitapları (Namaz Hocası vb.) resim, şekil, maket, harita, çizelge vb., fotokopi materyalleri
58
90
Teyp, Video, slayt, ilahiler
50
78
Seccade, baş örtüsü, tesbih, pusula
56
87

*Öğretmenler tarafından anketlere yazılmış bulgulardır.
Tablo : 14 Öğretmenlere Göre Öğrencilerin İslâm Din Derslerine Olan İlgileri
 
Ögretmenler
Seçenekler
Sayı
%
Yüksek
23
36
Orta
37
58
Zayıf
4
0,6
TOPLAM
64
100

Tablo : 15 Öğretmenlere Göre İslâm Din Derslerini Okullarda Alan Türk Öğrencilerin Oranları
 
Belirtilen
Oranlar
Öğretmenlerin Sayilari
Sayı
%
Bölgemdeki Türk öğrencilerin %90-100'ü okulda alırlar
33
51.6
%80-89'u okulda alır
25
39.1
%70-79'u okulda alır
6
9.3
TOPLAM
64
100.0

Tablo : 16 Öğretmenlere Göre İslâm Derslerini Sadece Camilerdeki Kurslarda Alan Türk Öğrencilerin Oranları
 
Belirtilen
Oranlar
Öğretmenlerin Sayıları
Sayı
%
Bölgemdeki Türk öğrencilerin 
%70-80'i camide alır
22
34.3
%60-69'u camide alır
17
26.5
%50-59'u camide alır
12
18.8
%40-49'u camide alır
6
9.5
%30-39'u camide alır
5
7.8
Cevapsiz
2
3.1
TOPLAM
64
100.0

Tablo : 17 Öğretmenlere Göre İslâm Derslerini Hem Okulda Hem de Camilerde Alan Türk Öğrencilerin Oranları
 
Belirtilen
Oranlar
Öğretmenlerin Sayıları
Sayı
%
Bölgemdeki Türk öğrencilerin % 90-100'ü hem Camide hem de okulda alırlar
16
25.0
% 80-89'u hem cami hem de okulda
18
28.1
% 70-79'u hem cami ve hem de okulda
13
20.4
% 60-69'u hem cami ve hem de okulda
9
14.1
% 50-59'u hem cami ve hem de okulda
6
9.3
Cevapsiz
2
3.1
TOPLAM
64
100.0

Tablo : 18 Öğretmenlere Göre Ne Okulda Ne de Camilerde İslâm Derslerine Katılmayan Türk Öğrencilerin Oranları
 
Belirtilen
Oranlar
Öğretmenlerin Sayıları
Sayı
%
Bölgemdeki Türk öğrencilerinden İslâm Din Derslerine katılmayan yok
13
20.4
% 10-19 civarında öğrenci hiç katılmıyor
41
64.1
% 20-30 civarında öğrenci hiç katılmıyor
7
10.9
Cevapsiz
3
4.6
TOPLAM
64
100.0

Tablo : 19 İslâm Dersi Öğretmenlerinin Bölgelerindeki Cami Görevlileri İle Olan Münasebetleri
 
Seçenekler Öğretmenlerin Sayıları
Sayı %
Sadece Diyalogumuz var, işbirliğimiz yok 16 25.0
Hem diyalog hem de işbirliğimiz vardır 17 26.6
Hem diyalog hem de işbirliğimiz yoktur 26 40.6
Cevapsiz 5 7.8
TOPLAM 64 100.0

 
III. SONUÇLAR VE VARSAYIMLARLA İLİŞKİLER

Araştırmamızın sonuç kısmında daha önce tespit edilen varsayımlarla, elde edilen bulguların zaman zaman karşılaştırılması yapılacaktır. Ayrıca problem olarak beliren ve çözüm bekleyen noktalara da öneriler sunulacaktır.

Belçika okullarındaki İslâm din dersleri ve öğretmenlerini inceleyen bu araştırmanın genel amacı bu konuda bir durum tespiti yapmaktır. Böylelikle İslâm din derslerinin Amaçları, muhtevaları, eğitim-öğretim süreçleri ve değerlendirme usulleri ile bu derslere giren Türk öğretmenlerin uygulamada karşılaştıkları durumları ortaya koymaya çalıştık. Araştırmada elde edilen en önemli husus, Belçika'da yaşayan Müslüman öğrencilere 1976 yılından beri okullarda İslâm din derslerinin verilmesi ve bu derslere de branş öğretmenlerinin girmesi, öğretmenlerin ücretlerini de Belçika devletinin karşılaması olmuştur. Böyle bir imkanın sunulmuş olması önemli bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu uygulamanın içinde bulunan öğretmen, öğrenci ve yetkili makamların bazı sorunlarla karşılaşması da doğaldır.

Araştırmamızda ülkedeki yabancı azınlıklar arasında ikinci sırada yer alan Türk çocuklarına kendi kültürlerini öğretme çerçevesinde okullarda verilen İslâm din dersleri çeşitli boyutlarıyla ele alınıp tartışılmıştır. Bu alanda belli konularda yoğunlaşarak derinliğine yapılmış araştırmaların olmayışı yüzünden, öncelikle mevcut durumun tespit edilmesine çalışılmıştır. Araştırma sürecinde Belçika'daki öğretmenlerin mesleki, sosyal ve kültürel yönlerdeki problemlerinin bir değil çok boyutlu ve karmaşık olduğu görülmüştür. Bu nedenle sorunları tek yönlü çözüme kavuşturma girişimleri yanlış veya yetersiz sonuçlara götürebilir. Öğretmenleri ve uyguladıkları programları içinde bulundukları şartlara ve imkanlara göre incelemek gerekir. Mevcut uygulamaları bu açıdan araştırmak daha sağlıklı çözümlere ulaşmayı kolaylaştıracaktır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine uyum çalışmalarını geliştiren Belçika Anayasasına göre, Müslüman öğrenciler için okullarda İslâm din derslerinin programlara düzenli ve zorunlu olarak konulması ve uygulamaya alınması yasal bir imkan olmuştur. 1968 yılında Müslümanların temsil edildiği bir kurum olan "Belçika İslâm Kültür Merkezi" resmen tanınmış ve İslâm'la ilgili organizelerden sorumlu bir teşkilat olmuştur. 1974 yılında ise İslâm'ın din olarak ülkede resmen tanınması neticesinde Müslümanlar, Hıristiyan ve Yahudi cemaatlerine tanınan din eğitimiyle ilgili haklara kavuşmuşlar ve okullarda İslâm din dersleri düzenlemesi yapılmıştır. Bu derslerin 1976 yılından itibaren organizesi, okullarda yürütülmesi, öğretmen temini ve program yapılması gibi temel görevler de İslâm Kültür Merkezine verilmiştir. Bu merkez 1989 yılına kadar din dersleriyle ilgili organizeleri yürütmüştür (V/1, kısmen doğrulandı). 1990 yılında bu merkezin İslâm din dersleriyle ilgili yetkileri Belçika Hükümetince geri alınmış, "Akıller Konseyi" isimli bir kuruma verilmiş, 1992 yılında da bu kurumdaki belirsizlikler yüzünden "Teknik Komite" adında Adalet Bakanlığında bir birim oluşturulmuştur. Bu Komite, sadece okullardaki İslâm din dersleri için görevlendirilecek öğretmenlerin seçimi ve tayini ile ilgili olarak faaliyet yapmıştır. Diğer İslâmî organizeleri Müslüman camaatler bağımsız olarak yürütmeye çalışmışlardır. Belçika'daki Müslüman cemaatlerin 1990 yılından beri kendi aralarında bir federasyon veya bir merkez etrafında birleşemedikleri görülmüştür. Bu durum Belçika Hükümet yetkililerine göre, bir muhatap problemi oluşturmaktadır. Muhatap problemi 1990'dan bu yana varlığını devam ettirmektedir. Bu problemden okullardaki öğrencilerin etkilenmemesi gayesiyle, İslâm din dersi öğretmenlerinin tayin ve görevlendirilmesi için Teknik Komiteden sonra 1998 yılında İslam Konseyi adıyla yeni bir birim, öğretmenlerin ifadesiyle demokratik olmayan bir seçimle (orantısız bir şekilde) işbaşına getirilmiştir. Mesela Türkler arasından seçilen temsilciler  içinde İlahiyat kökenli Din eğitimcisinin bulunmayışını İslam dersi öğretmenleri sıkça dile getirmektedirler. Halen bu Konsey, İslam Din  Dersi öğretmenleriyle ilgili işlemleri yürütmektedir. 1999 yılı itibariyle Belçika makamları bu Konseyi ülkedeki tüm Müslümanları temsil eden bir kurum olarak görüp, ilerleyen yıllarda İslam’la ilgili düzenlemeler ve organizeler konusundaki yetkileri bu Konseye devretmeyi ve muhatap problemini aşmayı düşünmektedir.

Belçika eğitim sisteminde genel hatlarıyla dört grup okul bulunmaktadır. Bunlardan Komün (Belediye) okulları özel okullar ve Eta (Devlet) okullarında Hıristiyan Katolik, İslâm ve Yahudi dinlerinin öğretimlerinin yapıldığı din dersleri zorunlu seçmeli derslerdendir. Kilise okullarında ise sadece Hıristiyan Katolik din dersleri vardır. Kilise okullarında Protestan ve Moralcilere ders hakkı verilmemiştir. Ancak Müslüman öğrencilere Katolik ilkokullarda kilisenin izniyle İslâm din dersleri verilebilmektedir. Katoliklere ait Ortaokul ve Liselerde İslâm din derslerine izin verilmemekte, bu okullara giden tüm öğrenciler Katolik din dersi almak zorundadırlar. Diğer dinlere mensup olup da  Kilise okullarına giden öğrenciler Katolik Din Derslerinin teorik kısımlarını görmekte, pratiğe yönelik kısımlarından muaf tutulmaktadırlar. Mesela okul içi günlük dua veya kiliselerdeki uygulamalı derslerden muaf tutulabilmektedirler.

Ülkedeki Katolik okulların dışındaki diğer okullarda Müslüman öğrenciler için İslâm din dersleri, ilkokul birinci sınıftan itibaren lise sona kadar tüm sınıflarda haftada ikişer saat ve zorunlu seçmeli derslerdendir ve din dersleri Belçika'da branş dersi olarak kabul edildiğinden, branşın dışında hiçbir kimsenin okullarda bu dersleri okutması söz konusu değildir (V/2, doğrulandı).

1992-1993 Öğretim yılı itibariyle Belçika genelindeki Türk öğrenci sayısı 38.000 civarında seyrederken, Türkçe ve kültür dersleri için T.C. Milli Eğitim Bakanlığınca görevlendirilen öğretmen sayısı 1994 yılı rakamlarına göre 147'dir. İslâm din derslerine giren toplam öğretmen sayısı ise 600 civarında olup, bunların 200'den fazlasını Türk öğretmenler oluşturmaktadır. Bu öğretmenlerden 60'ının T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından öğretmen din görevlisi statüsünde, yani hem camide din görevlisi hem de okullarda İslâm din dersi öğretmeni olarak çalışan personel olduğu anlaşılmıştır. Ancak 1999 yılı itibariyle Belçika makamlarının talebi üzerine T.C. Brüksel Din Hizmetleri Müşavirliği, Öğretmen Din Görevlisi statüsünü kaldırmıştır. Öğretmen Din Görevlisi statüsünü uygulamadan kaldırdıklarını belirtmişlerdir. İslâm din derslerine giren diğer Türk öğretmenler ise Belçika makamlarınca yani Teknik Komite veya İslam Konseyince tayin edilen öğretmenlerdir. Türk öğrencilerin sayıları ülke genelinde yüksek olmasına karşın, yeterli sayıda Türkçe, kültür ve din dersi öğretmeni görevlendirilmemiştir.

Belçika okullarındaki İslâm din dersleri ile ilgili olarak yaptığımız bu alan araştırmasında ulaşılan sonuçlar, öğretmenlere ait kişisel durumlara, eğitim öğretim programlarına ait bulgulara dayanılarak ortaya konulmuştur. Bunun yanında kişisel durumlar ve programla ilgili bulgular için ayrı ayrı tablolar hazırlanmıştır. Belçika'daki İslâm din dersi öğretmenlerinin kişisel yönlerine ve eğitim programlarına ait sonuçlar ise şöyledir:

1. Öğretmenlere Ait Kişisel Yönden Sonuçlar

Belçika okullarında İslâm din derslerine giren 64 Türk öğretmeninden konu ile ilgili bilgi toplamak amacıyla bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu öğretmenlerin tamamı branş öğretmeni olup, hemen hepsi Türkiye'de dini yükseköğrenim görmüş elemanlardır. Bunların büyük çoğunluğu 36-45 yaşları arasındadır ve Belçika'daki mesleki hizmetleri itibariyle 5-15 yıl arası yurtdışı mesleki kıdemleri bulunmaktadır. Ankete katılan öğretmenlerin yaklaşık 1/3'ü hem camide din görevlisi, hem de okullarda İslâm din dersi öğretmeni olarak çalışmakta, dolayısıyla görev ve hizmet alanlarının çeşitliliği ve dağınıklığı ortaya çıkmıştır (V/3, doğrulandı). Öğretmenlerin geri kalan bölümü ise sadece okullarda görev yapmaktadırlar. Öğretmenlerin Türkiye'de iken çeşitli din hizmetleri sınıfında görev yapmış olmaları ve Belçika'da belirli bir mesleki kıdemlerinin bulunması, onların mesleki tecrübeye sahip olduklarını göstermektedir. Yine anketlere göre öğretmenlerden çoğunun altı yıl süreli olan Belçika ilkokullarında görev yaptıkları anlaşılmış olup, ortaöğretimde çalışan öğretmenlerin sayıları çok azdır. Flaman bölgesinde, Valon bölgesine nazaran Türk din dersi öğretmeni sayısı daha fazladır. İslâm din derslerine giren Türk öğretmenlerin hemen tamamı dini yüksek öğrenim görmüş ve öğretmenlik formasyonuna sahip olmalarına rağmen, öğretmenlerin diplomaları Belçika okullarında öğretmenlik yapmaları için yeterli görülmemiş, Pedagoji kurslarına katılmaları şartıyla geçici öğretmen (Tamporer) statüsünde çalıştırıldıkları ve her yıl Eylül ayında yeniden sözleşme yaptıkları ortaya çıkmıştır. Bu durum öğretmenlerde moral bakımdan olumsuzluklara neden olmakta ve diplomalarının denkliği konusunda Büyükelçiliğimizin etkili görüşmelerde bulunmayışı ve konuyla ilgilenmeyişi öğretmenlerin daha verimli hizmet üretebilmelerine engel olmaktadır (V/8, 11, doğrulandı). Son yıllarda öğretmen seçimini yapan Teknik Komitenin ve İslam Konseyinin dini yükseköğrenim görmüş ve öğretmenlik formasyonuna sahip olma şartını aramadığı da anlaşılmıştır.

Genel olarak din eğitimine destek olan Belçika Devleti İslâm din dersi öğretmenlerinin ücretlerini de ödemektedir. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla öğretmen din görevlisi statüsünde ücretlerini Belçika Devletinden alan öğretmenler, Türkiye'deki görevlerinden maaşsız izinli sayıldıkları için emeklilik işlemlerinde ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar.

Öğretmenlerin okullardaki öğretim dili olan Flamanca veya Fransızca dil bilme seviyelerinin "orta" düzeyde seyrettiği görülmüştür. Öğretmenler boş zamanlarında kitap okumakta, Pedagoji kurslarına devam etmekte, yaz tatillerinde ise Türkiye'ye seyahat etmektedirler.

2. İslâm Din Derslerinin Program Yönünden Sonuçları

Belçika Okullarındaki İslâm din dersleri genel öğretim saatleri içinde yer almakta ve ilkokul birinci sınıftan lise bitimine kadar haftada ikişer saat olarak programlanmaktadır. Okullardaki İslâm din dersleri için belirlenen genel amaçların öğrencilerde davranış değiştirmeye yönelik bir şekilde yeterince belirlenmediği ve belirlenen amaçların da hangi ilkelere göre gerçekleştirileceği konusunda yeterli açıklamalar bulunmamaktadır. Bu bakımdan amaçlar, yeterince ifade edilmediği ve bunları yorumlayacak ilkelerden de mahrum olunduğu için öğretmenlerin geleneksel İslâm eğitim çizgisinden ayrılmadıkları sonucuna varılmıştır.

Bu dersler için belirlenmiş olan programlarda sadece konuların isimleri ve bazı alt başlıklar yer almıştır. Bu konuların öğrencilerin seviyesinde işlenilmesi öğretmenlere bırakılmış olup, konuların ana hatları İman, İbadet, Kur'an, Ahlak ve Siyer şeklinde düzenlenmiştir. Öğretim kademelerinin her düzeyine göre özel amaçlar da belirlenmiş değildir. Ana hatlarıyla belirlenmiş konular ve ayrıntıları için ders kitapları da bulunmamaktadır (V/10, doğrulandı). Programlarda Kur'an'ın tanıtılması, yüzünden okumayı öğretmenin ve ezberlenen ayetlerin anlamları üzerinde özenle durulması bu araştırmanın ulaştığı önemli sonuçlar arasında yer almaktadır. İbadet konularında öğrencilere ezberletilen Namaz sure ve dualarının en çok ilkokul döneminde yapıldığı anlaşılmıştır.

Öğretmenler derslerde konuları işlerken en çok soru-cevap metodunu, sohbet ağırlıklı karşılıklı konuşma şeklinde kullanmaktadırlar. Takrir metoduna çok az yer verilmektedir. Anlatılan konulara uygun ders kitapları olmadığı için araç-gereç olarak başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere yardımcı kitaplardan ve materyallerden yararlanmaktadırlar. Özellikle ilkokulun ilk üç sınıfında bu derslerde öğretmenlerin kıssa anlatması, boya kalemlerinin kullanıldığı ve dini çağrışımları olan resim, şekil vb. materyalleri kullandıkları ortaya çıkmıştır. Buna rağmen öğretmenler, yeterli araç-gereç temin etme konusunda zorlandıklarını, fotokopi şeklinde de olsa araç-gereçleri çok yönlü zenginleştirme arayışı içinde olmuşlardır. Öğretmenler bu derslerde gezi-gözlem ve uygulamalı öğretime de yer vermektedirler. Öğretmenlerin bu çabaları sayesinde okullardaki İslâm din derslerine Türk öğrencilerin ilgileri de giderek artmaktadır. Bu dersler öğrencilerin sosyal hayatlarında olumlu gelişmelere neden olmaktadır. Öğretmenler, gayr-i müslim bir çevrede yaşamalarından dolayı öğrencilerde olumlu davranış değişiklikleri gözlemlediklerini ifade etmişlerdir. Yine öğretmenler, olumsuz davranış sergileyen öğrencilerin velileriyle diyalog kurma, zaman zaman Türk ailelerini evlerinde ziyaret etme gibi faaliyetleri de gerçekleştirmektedirler (V/9, doğrulandı). Cami lokallerinde, evlerde, kahvehanelerde v.b. yerlerde öğretmenlerin vatandaşlarımızla birlikte olmaları dolaylı bir şekilde velilerle diyaloğu sağlamakta ve ikili ilişkiler söz konusu olduğundan olumlu neticeler verebilmektedir. Bütün bunlara rağmen öğretmenler, velilerin yine de duyarlı davranmadıklarını belirtmektedirler.

İslâm Derslerine giren Türk öğretmenler, öğrencilerin çoğunluğunun Türk olmasından dolayı dersleri Türkçe olarak işlemektedirler. Az sayıda da olsa diğer Müslüman öğrenciler konulara dil probleminden dolayı katılamamakta ve sınıflarda dil kargaşası yaşanmaktadır. Buna kültür ve ortam farklılığı da ilave edildiğinde öğretmenler pedagojik seviyeyi ayarlamada zorlanmaktadırlar. Belçika eğitim yasalarına göre dersler, bulunulan bölgeye göre Flamanca veya Fransızca anlatılması gerekirken, öğretmen ve öğrencilerin dil yetersizliği nedeniyle Türk öğretmenler Türkçe, Arap kökenli öğretmenler çoğunlukla Arapça ders işlemektedirler. Bu durumda Türk ve Arap kökenli öğretmenlerin öğretim dili konularında ciddi sıkıntılarının olduğu sonucuna varılmaktadır (V/5,6,7, doğrulandı). Okullardaki İslâm din derslerini teftiş eden ve denetleyen bir mekanizma olmadığından dolayı bu problem varlığını halen devam ettirmektedir (V/4, doğrulandı). Bu problemlerin devam etmesi, okullardaki İslâm din eğitimi çalışmalarını olumsuz yönde etkilediği sonucunu çıkarmaktadır. Okullardaki İslâm din derslerini alan Türk öğrencilerden ilkokulda okuyanların büyük bir bölümü, bölgelerindeki camilerde açılan kurslara da katılmaktadırlar. Özellikle İslâm din dersine izin verilmeyen Katolik okullarının bulunduğu yerleşim birimlerinde, camilerdeki kursların önemine ilk sırada yer verilmiştir. Öğretmenler, camilerdeki bu kursların okuldaki İslâm din derslerini tamamladığı, çoğunlukla pekiştirmelerine vesile olduğu kanaatini taşımaktadırlar (V/12, doğrulandı). Ancak hem okulda hem de camide bu eğitime katılmayan azımsanmayacak oranda Türk öğrencilerin de bulunduğu öğretmenlerce ifade edilen bir husus olmuştur (V/14, doğrulandı). Okullardaki İslâm din dersi öğretmenleriyle camilerdeki din görevlileri arasında diyalog ve işbirliği geliştirme çalışmaları beklenen düzeyde gerçekleşmemiştir (V/13, doğrulandı). Okullar ve camilerdeki İslâm derslerinin, öğrenciler üzerinde Müslüman kimliğinin kazandırılması konusunda önemli etkiler oluşturduğunu, milli ve kültürel adımların atıldığını, öğrencilerin sosyalleşmesine, topluma uyum sağlamalarına ve genel eğitimlerine katkıda bulunduğunu tespit etmiş olmak, araştırmanın ulaştığı önemli sonuçlardandır (V/15, doğrulandı). Öğretmenler okullardaki din derslerinde öğrenci başarılarını belirlemek amacıyla çoğu zaman Türkçe olarak klasik yazılı, test ve sözlü sınav tekniklerini kullanmaktadırlar. Okul idarelerine ise, öğretmenler, ders yılı içinde Flamanca veya Fransızca olarak yaptıkları sınıf çalışmalarına ait sınav evrakını teslim etmektedirler. Bu derslerden zayıf not alan öğrencinin olmaması önemli bir sonuçtur. Öğretmenler öğrencilerin bu derslerde başarılı bir grafik çizebilmeleri için uygun olan ölçme ve değerlendirme yöntemleri kullanmaktadırlar. Okullardaki öğrenci başarılarının yansıtıldığı dönem karnelerinde ve öğretmenler kurulunda din derslerine ilk sırada yer verilmesi de önemli bir sonuç olarak görülmektedir. Ankete katılan öğretmenlerin bir kısmı, anket kenarlarına ve boş yerlere kişisel, mesleki, sosyal ve kültürel ağırlıklı görüşlerini ve belirtilmesinde fayda mülahaza ettikleri düşüncelerini de ifade etmişlerdir. Böylelikle öğretmenler, Belçika okullarındaki İslâm din dersleriyle ilgili olarak sahip oldukları imkanların yanında, din eğitimiyle ilgili çok yönlü sorunlarının da bulunduğunu belirtmişlerdir.


IV. ÖNERİLER :

Belçika okullarındaki İslâm din derslerine giren öğretmenlerin ideal bir seviyede din eğitimi yapabilmeleri için, problem olarak beliren ve  çözüm bekleyen noktalarla ilgili önerilerimizi şöyle sıralamamız mümkündür:

1. Ülkede 1990 yılından beri Müslüman cemaatlerin kabul ettiği ve kendilerinin temsil edildiği bir otorite bulunmamaktadır. Belçika Hükümetinin öne sürdüğü muhatap probleminin aşılabilmesi için tüm Müslüman cemaatler ilk önce kendi aralarında bir Merkez veya bir teşkilat etrafında toplanmalı, İslâm'la ilgili tüm organizeleri üstlenmelidir. Muhatap problemi aşılmadan İslâm eğitimiyle ilgili faaliyetlerin yürütülemiyeceği görüldüğünden, ülkedeki tüm Müslüman kuruluşların katılacağı ve Müslümanlarca kabul edilen bir kurumun daha demokratik bir şekilde ve ivedilikle oluşturulması gerekmektedir. Bu konuda dikkatlerin 1998 yılı sonunda oluşturulan İslam Konseyi’nde yoğunlaştırılması düşünülebilir.

2. Göçmenler, azınlıklar, yabancılar ve din ile ilgili Belçika'daki yasal imkanlar, düzenlemeler ve ayrıntılarını araştıracak ekipler kurulmalı, bu ekiplerin araştırma ve incelemelerinin neticeleri ilgililerce tartışılmalıdır.

3. Belçika'daki bazı Türk kuruluşlarının, özel müteşebbislerin ve bazı derneklerin, özel okul açmaları için yönlendirilmesi çalışmalarına öğretmenler de katkıda bulunabilirler. Özellikle Türk öğrencilerin bulunduğu bölgelerde “özel okul” açma girişimleri rağbet görecektir.

4. Türk öğrencilerin sayıları dikkate alınarak, ihtiyaca cevap verecek kadar Türkçe, Kültür ve din dersleri için yeterli sayıda öğretmenin Türkiye'den getirilebilmesi yönünde Büyükelçilik görevlileri Belçika yetkilileriyle etkin görüşmelerde bulunmalıdır. Gerçi Belçika Makamları son yıllarda bu konuya yumuşak bakmamakta, öğretmen, hatta din görevlilerinin bile Belçika’dan temin edilmesini talep etmektedirler. Müzakerelerin bu çerçeve içerisinde olabileceği gerçeğini de unutmamak gerekir.

5. Okullardaki İslâm din dersleri için Belçika şartlarına göre hazırlanmış olan genel Müfredat, ayrıntılarıyla ele alınmalı, bu dersler için belirlenmiş amaçların hangi ilkelerle gerçekleştirilebileceği açıklığa kavuşturulmalıdır. Belçika'da görev yapmış tecrübeli veya halen okullarda görevli öğretmenlerin biraraya gelerek oluşturacakları komisyonlar, öğretim kademelerinin her sınıfı için öğrencilerin yaş gruplarına ve gelişim düzeylerine göre ders kitaplarını program geliştirme anlayışı ve mantığı çerçevesinde sürekli çalışmalarla besleyerek hazırlamalıdırlar. Öğretmenler bu program geliştirme çalışmalarına girişmelidirler. Özellikle ilkokulun ilk üç sınıfı için göze-kulağa hitap eden zengin bir araç-gereç mekanizması geliştirilmelidir. Bu müfredata ve öğrencilerin seviyesine uygun materyaller, araç-gereçlerle derslerin nasıl işleneceği, hangi metotlara yer verileceği ve öğrencilerin derslere katılımının nasıl sağlanacağı, “din dili” oluşturma gayretleri gibi, metodolojik hususlarda öğretmenlere rehberlik yapacak "Öğretmen El Kitabı" çalışmaları da mutlaka yapılmalıdır. Bu çalışmalara Brüksel Büyükelçiliğindeki Eğitim ve Din Hizmetleri Müşavirlikleri katkıda bulunmalıdır.

6. Öğretmenler bu dersleri bulundukları bölgenin dili olan Flamanca veya Fransızca anlatmak zorunda olduklarından dolayı öncelikle bu dillerden birini mükemmel hale getirmelidir. Bu sağlandıktan sonra İslâm din derslerindeki konuların ve ayrıntılarının öğrenciler tarafından çok iyi kavranabilmesi için, öğretim dilinde kelime ve kavramların yerli yerince kullanılabilmesi amacıyla öğretmenlerce “din dili” geliştirme faaliyeti yürütülmelidir. Bu durum öğrencilerin pedagojik seviyeleri, açısından son derece önemlidir.

7. Türk öğrencilerin okul içinde ve dışında karşılaştıkları problemleri çözebilmek amacıyla, öğretmenler aylık mutat bölge toplantıları yapabilmeliler. Hatta öğretmenler faaliyetlerini kamuoyuna ve meslektaşlarına duyurabilmek için aylık "bülten" çalışması da yürütebilirler. Bu bültende mesleki hatıralarına yer verebilirler. Bu faaliyet için kurmuş oldukları dernek bir imkan olarak değerlendirilmelidir.

8. Türk Öğretmenlerin diplomalarının denklik işlemleri bir an evvel sonuçlandırılmalı, psikolojik yönden öğretmenlere güç verilmeli, Türkiye'deki emeklilik işlemleri için ilgililer öğretmenleri rahatlatacak önlemleri almalıdırlar.

9. Öğretmenler kendi aralarında, okullardaki İslâm din derslerini denetleyecek ve kontrol edecek bir mekanizma oluşturabilirler.
10. Öğretmenler İslâm Dinindeki mübarek gün ve gecelerle ilgili aktiviteleri, Belçikalı Hıristiyan Din Dersi öğretmeni olan meslektaşları gibi okullarda da düzenlemelidirler.

11. Okullardaki Türkçe, Kültür dersi öğretmenleri camilerdeki din görevlileri ve din dersi öğretmenleri özellikle çocuk eğitimi konularında diyalog kurmalı ve işbirliği içinde olmalıdırlar. Bu diyalog ve işbirliği, öğrencilerimizin milli-dini ve kültürel kimliklerini kazanma, koruma ve karma kültür ortamlarında çocuk ve gençlerimizin kaybolmaması açısından çok önemlidir.

____________________________________

DIPNOTLAR

1. Geniş bilgi için bkz: Mustafa Tavukçuoğlu ,“Belçika’da İslam Din Eğitimine Genel Bir Bakış”, Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, sayı:3,  İstanbul 1996, ss. 207-224. 

2. Anketlerin uygulanabilmesi için T.C. Brüksel Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliğinden yazılı izin alınmıştır.

3. Niyazi Karasar, Bilimsel Araştırma Yöntemi, Ankara 1984, s. 133.

4. Niyazi Karasar, a.g.e., s. 193. 

5. Saim Kaptan, Bilimsel Araştırma Teknikleri, Ankara 1973, s.175.

6. Niyazi Karasar, a.g.e., s.192.

7.  Bu konudaki Arşiv bilgileri için bkz: Mustafa Tavukçuoğlu, Belçika Eğitim Sistemi İçinde İslam Din Dersleri ve Öğretmenleri İle İlgili Bir Araştırma (Yayınlanmamış Nüsha), Konya 1996, s. 167. 

8. Bu resmi yazının tam metnine bkz: Mustafa Tavukçuoğlu, a.g.e., ss.168-170. 

9. Arslan Karagül, Islamitisch Godsdienstonderwijs Op De Basisschool in Nederland Theorie en Praktijk in vergelijking met enkele Europese en Moslimse Landen, Amsterdam 1994 , s 147. 

10. Arslan Karagül, a.g.e., s 145.

11. Bu konuda geniş bilgi için bkz. Nevzat Y. Aşıkoğlu, Almanya'da Temel Eğitimdeki Türk Çocuklarının Din Eğitimi, TDV Yay. Ankara 1993, ss.111-113; Arslan Karagül, a.g.e., ss.134-143, 150-154; Mustafa Tavukçuoğlu, "Avusturya İslâm Diyanet Teşkilatı ve İslâm Din Dersleri", S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Derg., sayı: 3, Konya 1994, ss.209-225.

12. Beyza Bilgin, "Almanya Federal Cumhuriyetinde Türk Çocuklarına İslâmî Din Dersi Programı Geliştirme Çalışmaları", A.Ü. İlâhiyat Fak. Derg., c.XXX, Ankara 1988, ss.144-148; İrfan Başkurt, Federal Almanya'da Din Eğitimi, M.Ü. İlâhiyat Fak. Vakfı Yay. İstanbul 1995, ss.59-75; Norbert Rixius, "Synopse rechtlicher Regelungen zum Religionsunterricht", Rahmenbedingungen und Materialien zur religiösen Unterweisung für Schüler İslâmîschen Glaubens, Soest 1987, ss.19-21.

13.Belçika İslâm Kültür Merkezi Arşiv Dökümanı (1985). 

14. Mualla Selçuk, Çocuğun Eğitiminde Dini Motifler, TDV Yay. Ankara, 1990, s.138.

15. Beyza Bilgin, Eğitim Bilimi ve Din Eğitimi, Ankara 1988, ss.90-100. 

16. Beyza Bilgin, a.g.e., s.22.

17. Belçika İslâm Kültür Merkezi Arşiv Dökümanı (1985). 

18. Flaman bölgesi ilkokullarındaki İslâm Dersleri Programı için bkz; Mustafa Tavukçuoğlu, a.g.e. ss.171-177.

19. Belçika İlkokullarındaki Müslüman çocuklar için komisyonlarca hazırlanan ve Belçika Türk İslam Diyanet Vakfı tarafından Türkçe olarak yayınlanan kitaplar için bkz: a) İslam Dersleri 1-2,  Hasan Hüseyin GÜRBÜZ ; b) İslam Dersleri 3-4, İdris EKİNCİ ; c)İslam Dersleri 5-6,  İhsan ERŞAHİN.

20. Fransızca olarak hazırlanmış olan bu program öğretmenler tarafından Türkçe’ye  çevrilmiştir. 

21. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı personelinden yurtdışına gönderilen "Öğretmen Din Görevlileri"nin, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinde, görev alanlarında dağınıklık ve çeşitlilik görülmektedir. 

22. Programme De L’enseignement De La Religion Islamıque, Secondaıre, Editions du Centre Islamique et Culturel de Belgique Sécrétariat de L’Enseignement Islamique en Belgique, Année Scolaire 1986-1987, Bruxelles, ss.1-19. 

23. Bu derslerde öğrencilere oyun içinde ve boyama tekniği ile ilk üç sınıfta öğretmenler resim ve şekilleri boyatmaktadırlar. 

24. Beyza Bilgin, Türkiye'de Din Eğitimi ve Liselerde Din Dersleri, Ankara 1980, s.99.

25. Abdullah Sevinç, "Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğuna Girerse", Diyanet Derg., cilt: 2, sayı: 1, s.116.

26. Sıtkı Uluç, Avrupa'da İslâm Dönenler, Brüksel 1989, ss.65, 124.

27. Mustafa Yüksel, “Belçika’da Diğer Müslüman Grupların Faaliyetleri”, 1994 Yılı Brüksel Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliği Brifing Notları, s.2.

28. Ahmet Çakmakoğlu, Belçika’da Yaygın ve Örgün Din Eğitimi Hakkında Kısa Bilgi, Dokuz Eylül Ün.İlahiyat Fak. İzmir 1987 (Yayınlanmamış Lisans Tezi) , ss.22-24.

29. Erdoğan Fırat, “Belçika’daki vatandaşlarımızın Din Eğitimi”, Türkiye 1. Din Eğitimi Semineri 23-25 Nisan 1981, Ankara, ts.ss.305.

30. Ayrıntılı bilgi için bkz: T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Yurtdışı Teşkilatı Kur'an-ı Kerim ve Dini Bilgiler Kursları Yönergesi ve Müfredat Programı, D. İ. B. Yurtdışı Din Hizmetleri Raporu, Ankara 1993, ss.139-180.

Doç.Dr. Mustafa Tavukçuoğlu,
Selçuk Üniversitesi, Ilahiyat Fakültesi,
42099 Konya, Türkiye.
Şimdi Doç.Dr.Tavukçuoğlu'nun kitabına bakınız, lütfen: ""Belçika'da Türk Ailesi ve Din Eğitimi". Konya, 2000, Mehir Vakfı Yayınları No 6. E-mail: <bilgi@mehir.org>

Tel. 00 90 332 323 8250 (Fak.) - 332 323 6769 (Home) - GSM: 00  90 533 426 9262
E-mail: <mtoglu@selcuk.edu.tr>
 

Türkçe Ana SayfayaWeb Master: Herman De Ley

• CIE-INDEX • CIE-TEXTS • AUTHORS INDEX •

Webmaster Update: November 1, 2005